Kadınların ötekileştirilmesi nasıl engellenebilir?

TOPLUMSAL CINSIYET

Evlenmemiş erkeğe "bekar".
Evlenmemiş kadına "evde kalmış kız" denir.

Erkekler kendi aralarında "önemli konular üzerine düşünürler".
Kadınlar kendi aralarında "çene çalarlar".

Erkeklerin sosyal hayatlarında duydukları "önemli haberler"dir.
Kadınların duydukları "dedikodu".

Erkek aile işleri üzerinde başarılı ise "Aile reisi".
Kadın başarılı ise "dizginleri ele almış".

Erkek eşiyle ilgiliyse "centilmen".
Kadın kocasıyla ilgiliyse "kıskanç"dır.

Kırkındaki erkek en güzel çağına gelmiş "olgun".
Kadın kırkına gelmişse "kocamış"tır.

Erkeğin eli açıksa "ailesinden hiçbir şey esirgemeyen".
Kadının eli açıkça "har vurup harman savuran"dır

Az konuşan erkek "ağır başlı".
Az konuşan kadın "soğuk ve kibirli"dir.

Kavramlara göre kadınları ötekileştirmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?!

H
Yorum bölümünü doldurun
Ad Soyad bölümünü doldurun. Lütfen ad ve soyad yazınız (ör: Kemal Atatürk)
yorum gönderilirken bir hata oluştu!
19
19 CEVAP

Ne yazık ki, böyle başlatılmış. Bu sistemin çökertilmediği sürece, nadir örnekler dışında vazgeçilmez. Sinekleri öldürmeye çalışmak yerine, bataklığı kurutmak daha etkili bir çözüm.

E

Emrah Genoğlu hocam çok haklısınız... Bataklık kurutulmadığı sürece bu boyle devam edecek...
Neler ywpılabilir bu durumla ilgili olarak?

H

Benim kendi çözümüm var ama, bu insanlara çok korkunç gelir, kaldıramazlar.

Emrah Genoğlu 6 yıl

Bu resimle temsil edilen konu gibi.

E

Kadınlarımızın bu süreç içinde aktif rol alması gerekiyor diyorsun

H

Aktif rolü alan kadınlarımız mi olmalı sadece böylemi düşünceye katiliyorsunuz?

Nil Bindal 6 yıl

Merhaba ben Sosyolog um Oglum da sosyoloji okuyor. Ben oğluma kadın erkek ayrımı yapmaması önce insan olduğunu ogrettm. Sosyallesme önce evde başlar.

Sosyolog Uzar 6 yıl

Tabiki de Hülya Cugu hocam

Hasan Yarıs 6 yıl

Tebrik ederim Hülya ilk önce aile sonra aile kuracak kadınların egitimli olmasıyla başlar yenilenmek güzel cocuklar yetiştirmek

Suzan Ortakayakurt 6 yıl

Toplumsal cinsiyetin temelleri ailede atılıyor, bu konuda önce kadını eğitmeliyiz çocuğuna 'ağlama kız gibi' diyen anneler olduğu sürece bir arpa boyu yol alamayız.

A

Yok hocam, aslında hiç kimsenin bi rol takıntısına ihtiyacı yok.
Çağlardan beri bu tür ben merkezli düşünenlerin yancılarıyla oluşturdukları saçma sapan inanışlardır aslında.
Çözümü var ama çok zor. Mesela erkek kadının söylediğini anlamadığı için kadınların dili çok sivri derler çok güçlü derler. Aslında ben bana söylenenleri anlamıyorum diyemedikleri için böyle derler.

E

Bu bakış acısının degisebileecegini, bataklığın kurtula bileceğinden bahsedilmis uzgunum ama zor. Çok ilkel zamanlarda temelleri atıldı bu mecazi inançların, bu böyle olunca bilirsiniz ki herşey temelden alınırve Malesef temele yerleştirilmiş. Şimdiki modern çağa bakıyoruz ve bakın hala tartışma konusu demek ki bi arpa boyu yol alınamamış. Bence ciddi anlamda bu gereksiz ama bi okadarda tehlikeli olan inançlarımız degicektir lâkin şuan yasasigimizcağın da tüketilip bi sonraki çağa geçişlerinde olabilir fakat bizler o değişimi göremeyeceğiz...

N

Hepimizin bildiği yüz yıllık gerçekleri söyleyip birbirimizi onaylıyoruz burada sorunun aşılması için medyanın dilini değiştirmesi gerekiyor tv programlarının hepsinde cinsiyetçi dil var ve toplumun eğitilmesi gereken kesimi bu dili benimsiyor

A

Sıralama aynen dogru ve yerli yerinde açıklanmış
Alkışlanacak takdir edilecek bir durumu yok ....
Lakin çözümleriyle beraber yan yana olmuş olsa her hün olmasa bile zamanla grup grup kitle kitle çoğalacak büyüyecek ve toplum olarak değişecegiz
Sosyolog olarak yazmak çizmek kitaplarda bir yerlerde kalıyor okuyucusunu bekliyor ama bu şekilde eyleme geçişle her bir adımda zararın neresinden dönersen kardır durumu hasıl oluyor
Yani değişim ve dönüşümü eylemlendirmek lazım şimdi olduğu gibi
Yine güzel bir konu idi tşk hepinize

J

100. MAYMUN FENOMENİ…

(MORFİK ALANA MUHTEŞEM BİR ÖRNEK)

Ken Keyes Jr.’dan belki de hepimizin hayatını değiştirecek bir gerçek deneyin öyküsü.
Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun’un hikâyesini… Pasifik Okyanusu’nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.
1952’de Koshima Adası’nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.
Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo’nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasında yayılıyor.
1952 ve 1958 yılları arasında genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958’in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.
Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!
Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları… Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.
Yani, “Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.
Ama “bilenlerin” sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha “yeni yol“a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası…
“Yüzüncü Maymun Fenomeni“, Duke Üniversitesi’nden DoktorJ. B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniliklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların…
Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. “Yüzüncü Maymun” belki de sizsiniz.
Ken Keyes Jr. Çeviri: Nil Gün

J

Ne yazık ki bu tür cinsiyetçi ifadeler topluma mâl edilmiş durumda hocam

A

Kadınlarımız; Toplumun ilk öğretmenidirler, Toplumun temel yapı taşlarıdır, Toplumu inşa eden yine kadınlarımızdır... Herşeyden önce kadın bir ANNE'dir veya Anne adayıdır

Hasan Yarıs 6 yıl

Keşke herkes sizler gibi dusunse hocam ama nedendir bilinmez kadınlar hep bir obje olarak yuzyillardir toplumda yer almış bulunuyor aslında bunda biraz biz kadınlarında payı yok değil.. Umarım bu tarz durumları asabiliriz ... ''Kadının adı Yok '' sadece bir kitap ismi olarak kalmaya devam eder umarım

Alkc Azeri 6 yıl

İnşallah hocam Biz bu durumun değişmesi için her kulvarda görüş ve önerilerimizi söyleyeceğiz

Hasan Yarıs 6 yıl

Toplumsal cinsiyet farkliligindan kaynaklanan bir durum esasında kadınlar için aşağılayıcı bir söz erkek 50 yaşına da gelse o bekaroluyo da kadın neden evde kalmış oluyo enteresan

S

Halk arasına inmek gerek biraz, belli bir yaşı aşan evlenmemiş erkeklere de sabunluk veya tohumluk deyimlerinin kullanıldığını görürsünüz, bunun gibi erkeklerinde farklı şekillerde isimlendirildikleri bir gerçek vardır feminist yaklaşımın tekrarlarını ve öne çıkan görüşlerini artık aşmak lazım belki de 100. maymun böyle etkili olur Evine bakmayan bir erkeğe ya da eşine iyi davranan bir erkeğe kılıbık vs dendiği gerçeklerini görmezden gelmemek lazım. Benim Türk toplum ve kültüründe kadına baskı yapılmasını veya ikinci plana doğru itilmeye başladığını gördüğüm dönem Araplarla ve Farslılarla içiçe geçmeye başlandıktan sonraki dönem olarak görüyorum ileriki dönemlerde de ortaçağ Avrupasındaki kadının dışlanmasından biraz etkilenilmiş olunabilir, yani kültürel olarak özümüzden kopmaya başladıktan sonra kadın-erkek sorunlarıyla karşılaşılıyor Türk Toplumunda. Asıl sorun "aydınların " toplumu aydınlatamamalarındanya da sadece siz-biz (kadınlar-erkekler anlamında) şeklinde olaya yaklaşmalarından kaynaklıdır. Bunun yerine kadın veya erkekeğin toplumdaki yerini ailedeki yerini hepsinden önemlisi de yaklaşımların cinsiyetle değil zihniyetle alakalı olduğunu görebilmek ve gösterebilmek lazım. Mesela biz hep komedi kısmını alırız fakat "Şalvar Davası " filimini izlerseniz orada birçok konunun çözümünü görebilirsiniz diye düşünüyorum.

B

Bahadır hocam tesekkur ederim. Güzel bir açıklama olmus

Hasan Yarıs 6 yıl

Buna istinaden ortaya çıkarılmış Feminizm akımı da tam da kadın üzerinden nemalanmak amacı güder..

Z

Sonunda "izm" olan bütün düşünceler böyle. Adı üstünde "düşünce". Buda demek oluyor ki düşünce görürsün.! Buna humanizm bile dahil.

Emrah Genoğlu 6 yıl

Cemil Meriç de demez mi "izm" varsa tuzaktır diye..

Zekiye Kıdıman 6 yıl

Haberim olmadı siz söyleyene kadar. Ama, doğru söylemiş. Bütün ist'lerde zaten birilerinin uşağı yada kölesi desem yeridir herhalde. Gerçek kişilikleriyle ist kişilikleri arasında hiçbir benzerlik yok.

Emrah Genoğlu 6 yıl

Kainatta her şey denge üzerine kuruludur. Her yaratılmış, bu dengenin parçası. 1. Dünya savaşında, erkekler cephedeyken, evde olan kadınlar, fabrikalarda ve dışarıda çalışıp, erkeklerin yaptıkları işleri yaparak, çalışma hayatına girdiler ve bu kırılma noktası, kadınların toplumsal hayatta her alanda var olmalarının, hak taleplerinin önünü açtı. Kadının ve erkeğin farklı güçlü ve zayıf yönleri var. Yaşamda bir arada olunursa denge kurulur. Dolayısıyla erkek egemen zihniyet ne kadar yanlışsa, feminizm de yanlış bir bakış açısı ve değerlendirmedir. Diğer cinsi yok sayan, üstünde egemen olan kafa yapısı dengesizlik ve mutsuzluk getirir. Her iki cinsinden güçlü yönleri kullanılmalıdır. Örneğin, iş hayatından genel bir örnek vermek gerekirse; Apple markası kadın görüşüyle tasarlanmış bir markadır. Pahalıdır, dayanıklı değildir ama estetikdir, kullanımı kolaydır. Aşk gibidir. Bu uğurda ödenmesi gereken bir bedel vardır, özenle korunması gerekir. Bill Gates ürünlerinde aşk yoktur, onlar erkek bakışıyla tasarlanmıştır. Maliyet hesapları baz alınmıştır. Neticede iki markada dünyayı kasıp kavurmuştur. Çoğu kadının harita okuma ve yol izleme yetenekleri zayıftır ( bazı kadınların iyi). Çoğu erkek yol sormaz ( bazıları hariç) ( yandex in çekmediği yerlerde ) istisnalar vardır her iki cinste de. Sonuç: Konu kadın erkek meselesi değildir. İNSAN meselesidir. Kişiliği oturmuş, kendini geliştirmiş, vicdanlı her insan özeldir, iyidir. Kompleksleri olan, vicdansız merhametsiz her insan, toplumun huzursuzluk kaynağıdır. Okumuşu da, okumamışı da.

A

Tesekkurler hocam

Hasan Yarıs 6 yıl

Hasan Aydın insanlar bunu yaparsa, toplum da huzur olur

Aynur Saylak 6 yıl

Bakış açısı önemli

Aynur Saylak 6 yıl

Erkek aldatır çapkın, kadın aldatır malumunuz. kadının sürekli dizginlenmeye ihtiyacı varmış gibi gösteriliyor, bütün erdemler kadın üzerine odaklı, edep, saygı, namus.. En fazla ahlak bekçiliği yapandan korkmak lazım

E

Kadınların evde yaptıkları temizlik yemek vs bunların karşılıksız emekleri nolcak

M

Kadını bilinçlendirip iyi eğitim verirsek ve kadını toplumsal hayatta söz sahibi yaparsak ev işleri kadın ve erkeğin müşterek işi haline gelir.

Ayşegül Birimenler 6 yıl

Tabi sadece kadını eğitmek yeterli olmaz erkeği de aynı ölçüde eğitip biliçlendirmek gerek.

Ayşegül Birimenler 6 yıl

Ama ortada kesin bir çizgi var kadının karşılıksız emeği aslolan bu prangayı zihinden silmek

Mehmet Dut 6 yıl

İşte önce ev işleri kadının görevidir bakış açısı yok edilmeli

Ayşegül Birimenler 6 yıl

Günümüzde yemek ve temizliğe, erkeklerde yardım ediyor. Bunlar toplumun kadına biçtiği rol tanımları. Kadında çalışıyorsa, eşler iş bölümü yapıyor.

Aynur Saylak 6 yıl

Madem toplum mühendisi olursunuz, değişimi başlatın.

G

Ben sosyolog değilim, sadece ilgi duyuyorum.

Güleser Gülışık 6 yıl

Kişilere göre farklılık gösterir kanatin kişide oluşması bilinçaltının işlenmesindendir

M