Kuantum fiziğine göre evrek yoktur peki biz neyiz?

Kuantumcuların yeni görüşü, "evren yoktur"
Peki, evren yoksa, biz neyiz?

G
1 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
44
44 CEVAP

Kim bunlar?

A

Evren yoksa biz diyen kim yahu

M

Var mıyız abi?

G

Evren yokmuş biz nasıl var olalım, adamlar minumum 150 İQ ya sahip teorik fizik okuyor, bu sonuçlara varıyor, biz fiziği okullarda beden fizik olarak gördüğümüzden böyle anlayamıyoruz sen soruma cevap ver madem evren yok o senin ağzından biz diyen kim

M

Ben bu sorunun cevabını bugün sabah erkenden düşündüm. Hatta gece boyu düşündüm ve sabah kendime cevabını verdim abi. Burda da paylaştım..

G

Okudum iyimiş adam olcak senden

Murat Terme 2 yıl

He

Gören Dardağan 2 yıl

Teşekkür ederim abi

Gören Dardağan 2 yıl

Daha da bundan öteye gitmez bende abi. Orda sınır bitiyor

Gören Dardağan 2 yıl

Bundan ötesi sidre gidilmiyor zaten, anca Burak la gidersin

Murat Terme 2 yıl

Olmayanın içinde oldurulmuş iddia. Nasıl açıklamışlar merak ettim.

H

George Berkeley bu iddiayı 18. Yüzyılda ortaya atmıştı, kimse takmamıştı.

E

Bende onu diyecektim siz söylemişsiniz

Mehmet Saltürk 2 yıl

Zihninde var ettiğin bir karakter gerçekten var mı?
Örnek vereyim.
Düşündüğün çok güzel bir manzara nerede var oluyor?
O var olduktan sonra yok diyebilir misin?

G

Peki zihninde olan bir şeye var diyebilirmisin

Murat Terme 2 yıl

Varlığın ne olduğuna bağlı.

Gören Dardağan 2 yıl

haaah işte soru bu

Murat Terme 2 yıl

Varlık tanımlarını değiştirirsek niye demeyelim abi.

Gören Dardağan 2 yıl

değişmez çünkü evren yok tüm tanımlar adı üstünde tanım gerçek değil.. Aynı düşünüp var ettiğin manzara gibi ..

Murat Terme 2 yıl

Bunun tek açıklaması simülasyon teorisidir. Yani bir çeşit yazılım içindeyiz

M

Matrix aklima geliyor gören, ki ben buna katılıyorum.

S

Evren sabun köpüğüdür.

S

simdi evren yoksa terkettigim eski ateist yavuklumun ettigi bütün kötü beddualar bosami cikti? Beni evren havale etmisti en son )))

S

Görebildiğin her şey, ya sadece zihninin oyunuysa. Algılayabildiğin kadarını görüyor, biliyorsan. Azot, oksijen, beyindeki elektiriksel akım, hareketli nörönlar ve kandaki hemoglobin beynini; şu anda görebildiğin kadarını sağlayabiliyorsa... beyine giren çeşitli kimyasallar neden farklı boyutları da görebilmeyi sağlar?

S

Düşünce ışık hızından daha hızlıdır.
Sabit değildir ve geçmiş ile geleceği aynı zamanda yaşayan ve gören tek şeydir.

G

Gözlemci yoksa bizde yokuz.
Varsa da yokuz.
Yani gerçeklik algıdan ibaret.

G

Rüyadayız. Ama kimin rüyası bilemiyorum

com-zh66l9y0qssoisotxy0k.jpg

M

Matrix ???

M

Boşuna dememişler; Bu hayata aldanmayın. Bu bir hayal bu bir düş, bu bir yalan diye. Tamam vurmayın tamam

R

Puhahaha

Mehmet Saltürk 2 yıl

beden besinlerden olusmus bir madde. Bedeni kullanan ortada olmazsa bedenin varligi anlam ifade etmez. Eger bilincin varligi maddesel tespit edilemiyorsa o zaman bilinc icin evren yoktur. Soran icin ise maddeseldir.

E

Madem evren yok faturalarimi kuantumcular odesin bi zahmet.. Yildim ben..

G

Konuya cok bilimsel yaklastim kimse dovmeden gideyim ben:)

Gokhan Guz 2 yıl

Madde yok zihin var

M

bilinc desek daha mantikli olur

Ertuğrul Çizioğlu 2 yıl

Evet

Mehmet Saltürk 2 yıl

Madde de var zihin de var. Bazen zihin madde uzerinde etki veya yonlendirme yapabilir ki çoğu zaman olan budur.

İ

Yok, sadece kendisine eşit.

R

evet dogru soyluyoo

I

Ben yıldız tozuyum

N

kuantumcu denilen kişiler kimler?
Her kuantumcu kuantuncu mudur?
2 kitap karıştırıp ben kuantumcu diyenleri ne yapmalıyız?

O

Neden biraz bilim haberlerini takip etmiyorsunuz.?

G

Vücudumuzdaki mikroorganizmalar, bakteriler dış dünyayı yani bizi anlayamayacak kadar aptal canlılardır. Bizde farklı bir canlının içinde yaşayan mikroorganizma olabiliriz yada bizden çok zeki uzaylı bir ırk tarafından yaratılmış similasyonun içinde olabiliriz

A

Acaba vücudumuz içinde yaşayan virüs yada mikropların nasıl bir bilinci var, çoğalıyorlar, amaçları var, yaşadığımız vücudu kendi evrenleri olarak görüyorlar, sanırım sadece aslında evren yok demiyorlar bizden farklı olarak

M

Onlar da bizi tanrıları olarak görebilir diye düşünüyorum. Hatta Efe Aydal bir izletisinde bundan bahsetmişti

Ahmet Kendirci 2 yıl

Düşünüyorum.... Öyleyse varım

L

Türkiyede

com-u1utt1h4q6knc59aab9j.jpg

Hakan Temiz 2 yıl

hiç !

E

Kardeş sen çok yanlış gelmişsin...

D

Ben burdaydım. Hep vardım. Sen geldin.

G

evren ne var nede yok. Evreni sınırlamak sanal kavramdır. Evrenin varlığı matematiksel sayıdır. Sonsuzluk içinde bu değerin de önemi yoktur.

yanıtlayamadığım soru şu: Ben kimim, biz kimiz, doğada yaşayan tüm canlılar benimle aynı mı? Benlik nedir?

B

Olay eğer "benlik, bilinç" ise, bu soru henüz kimse tarafından yanıtlanamadı. Geliştirilmiş birçok fikir ve teori var ancak hâlâ yetersizler.

Diamond Esri 2 yıl

ERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı parçacıkları çarpıştırmaya başladığı sıralardaki yaygaraları hatırlayın. Birkaç felaket tellalı, bu deneylerin kıyamete açılan bir kapı olduğunu iddia ediyordu. Var olan bu öfke, protonların yüksek enerjilerle çarpıştırılıp araştırılması ile tetiklendi. Einstein’ın genel görelilik teorisine göre; bu kadar yüksek enerjinin atomdan daha küçük hacimde yoğunlaştırılması, evreni ve zamanı bozup evrenin dokusunda bir delik açabilmeye yetebilir. Bu mini kara delik aniden büyüyerek evreni yutabilir.

CERN, bu ihtimali ciddiye alıyor ve güvenlik/sağlık tedbirlerini çalışma alanında göz önünde bulunduruyor. 2008 yılında açıklandığı üzre de, bu felaket senaryolarının gerçekleşmesi neredeyse imkansız. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın enerjisi orijinalinin 2 katına çıkartılsa dahi, herhangi bir felaketin gerçekleşmesi söz konusu değil. Fakat, yine de tam olarak bu işten sıyrılmış değiliz. Çünkü, 2012 yılında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda keşfedilen Higgs bozonu, aslında evrenin tamamen farklı bir yolla yok edilebileceğine inanmamıza sebep oldu.

Case Western Reserve University’den Lawrence Krauss ve James Dent, bu tehlikeye ilk defa 2008 yılında dikkat çekmişlerdi. Krauss ve Dent’in belirttiğine göre, problem, evrenin kuantum fiziğinin kanunlarına göre işlemesi ve bu sistemin gözleminin kuantum durumu etkileyebilmesinden kaynaklanıyor.

Bu durum size Schrödinger’in kedisi formundan tanıdık gelebilir. Bu kedi, kapalı bir kutuda ölümcül bir zehir ile yaşayan hayali bir hayvandır. Kutu açılana kadar kedi, hem ölü hem diri olarak bulunur. Fakat, kutuyu açma eylemi, muhtemel geleceklerinden birisini görmemize olanak sağlar. Kutu kapalıyken hem ölü hem diri olarak bulunabilecek kedi, kutu açıldığında ya ölü ya da diri olabilir. Bunun imkansız görünmesinin sebebi basit bir şekilde insana özgü sezgilerimizin bu duruma aşina olmamasıdır. Fakat kuantum mekaniğinin tuhaf kurallarına göre bu bütünüyle mümkündür. Bunun gerçekleşebilmesinin sebebi, kuantum mekaniğindeki olasılık alanının devasa olmasıdır. Matematiksel olarak bir kuantum mekaniği durumu, tüm muhtemel durumların bir toplamıdır (yani süperkonumudur). Schrödinger’in kedisi’nin durumunda kedi, ‘ölü’ ve ‘diri’ durumlarının süperkonumunda (aynı anda her ikisinde birden) bulunur. Başka bir deyişle, insan gözlemi sistemin durumunu değiştirir.

Krauss ve Dent’in önermesine göre, benzer bir durum evren için de uygulanabilir. Kosmos için kuantum hal yazmak, teorik olarak mümkün. Farklı haller arasındaki bu geçişler, tıpkı Schrödinger’in kedisi deneyinde olduğu gibi, insan gözlemi ile etkilenebilir. Bütün kosmosa ait bir özelliğin gözlemlenmesi, evrenin genişlemesini hızlandırdığı düşünülen karanlık enerji gibi, halihazırda bulunan iki farklı halin kesin tek bir hale dönmesine sebep olabilir. Yani, bir süpernovaya bakmak, bütün bir evrenin kuantum halini değiştirmeye yeterlidir.

Bu gözlemin sonucu, evrenin halini resetleyebilir. Başka bir deyişle, evrenin halini birkaç adım geriye götürebilir. Fakat, bu durumda uzak ihtimal olarak bir yıkım da mevcut. Çünkü, aslında biz, fizikçilerin ”false vacuum” olarak adlandırdığı, uzay ve zamanın stabil olmayan bir yapısında yaşıyoruz. Bu durum, evrenin kuantum halinin yavaş yavaş daha stabil olana doğru bozunduğu anlamına geliyor. Bundan dolayı, gözlem yapmak bu kuantum haleaniden geçmenin bir anahtarı olabilir. Evren bir anda kendi varlığına son verip, bizim artık içinde olmadığımızdaha stabil bir kosmos olarak ortaya çıkabilir.

Tabii ki, bu görüş ilk ortaya atıldığında oldukça tartışmalıydı. Çünkü, fizikçilerin ”false vacuum” olarak adlandırdığı sistemin içerisinde yaşayıp yaşamadığımızı bilmiyorduk. Fakat, Higgs bozonunun bazı özellikleri gösteriyor ki, neredeyse kesin bir şekilde ”false vacuum” içerisinde yaşıyoruz. Şimdilerde Arizona State University’de çalışmalarına devam eden Krauss’un belirttiğine göre; bu keşif, sorunları daha amacına uygun tartışmamızı sağladı.

Şu anda, kesin bir şekilde kozmozu gözlemlemenin, kozmozun kuantum halini etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyoruz. Eğer etkiliyorsa, gerçekten de evrenin ölümünün zeminini hazırlıyor olabiliriz. Fakat, tıpkı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki kara delik korkusunda olduğu gibi, geceleri uykumuzu kaçıracak bir durum söz konusu değil. Yani bu durum, yalnızca bir düşünce deneyi; felaketin habercisi değil.

G

Gerçekte madde de yok. Madde diye algıladığımız atom altı parçacıklar. Yani parçacıklar aslında herbiri kendine özgü özellikleri olan enerjilerin kısır döngüye girip kümeleşmiş halidir.
Gerçekte enerji parçacıkları da yok. Bunlarda daha alt parçacıklardan oluşmuş. Uzayda yeri tam belli olmayan akışkanlar gibidir.
işte böyle yapı içindeyiz.
insan olarak da; kapitalizme diz çökmüş, faturalarla borçlarla boğuşurken, gereksiz isteklerin peşinde koşuyoruz.

B

Schrödinger'in kedisi biziz belkide
Kutudan çıkmamız lazım

M

Kutudan çıkmanın tek yolu ölüm de olabilir Olasılık bu zaten

Mahir Küçükgüreşgen 2 yıl

Yakinda, insanda yok, biz kendimizi insan zannediyoruz diyecekler.

N

necati, doğru söylüyorlar. Sorunumuz bunları gerçekte algılayamıyoruz. Tanımlayamıyoruz. Hem var hem yok. Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. benzer bir şekilde zaman kavramı da öyle. Şimdi evdesin yarın saat 10:00:00 da neredesin. Bir başka yerde bir başka biçimdesin. Yani hem evde varsın hemde evde yoksun.

Bilge Ediş 2 yıl

Gizem içinde gizem, arayis hic bitmeyecek gibi.."

Necati Kerestecioğlu 2 yıl

Evren algılayıcının derin uykusunda yok oluyor.
Uyanıklığında var.
O halde evrenin yaratılması uykudan uyanıklığa geçiş gibi meydana geliyor.
Uyku herşeyi yutan kara delik.
Cosmos nesnelliğini beyinlerin çokluğundan, öznelliğini algılayıcıya hitap etme zorunluluğundan alıyor.
Çünkü var olmak, algılanabilir olmak demek.

R

Yalan Dünya ....

Ö

Kimsi çok fazla Matrix seyredip kırmızı hapı yuttuğunu tavşan deliğinden geçtiğini sanıyor kimsi de çok fazla kutsal kitap okuyup ‘’Bunu fark etmenin yolu yine "yalnız Kuran" deyip İslam`a yönelmekten geçer’’ diyor. İkisine de fazla değil 110 volt verip şöyle bir zıplatacaksın ki akılları başlarına gelsin.

C

Matrix!

S

Tutarsızlıklar göz önünde bulundurulduğunda hiç de haksız sayılmazlar

A

Yeni görüşü mü? Neredeyse elli yildir bilinen bi durum bu

O