Kuantum teleportasyon yani maddenin ışınlanması nasıl gerçekleşir?

Herkese merhabalar.
Meraklıları için biraz fizik aktarmak istiyorum.
Kantum teleportasyon yani MADDENİN IŞINLANMASI nasıl gerçekleşir?

Şöyle ki kuantum teleportasyon nesneye ait, taranarak elde edilen tüm bilgilerin diğer-uzay zaman konumuna iletilmesi ve bu bilgilerin bir aygıt tarafından tekrar nesneye dönüştürülmesi olarak anlaşılır. Nasıl ki içinde resim, çizim ve metin bulunan bir belgeyi faks makinesi, fiber optik kablolarla başka bir noktaya iletince, orada yazıcı bu bilgileri tekrar belge haline getiriyorsa kuantum iletişimin mantığı da buna benzer.
Bir kuantum teleportasyon deneyi gerçekleştirmek istersek elimizde üç nesne bulunsun. BunlarıA, B ve C ile temsil edelim. A teleport edilecek/gönderilecek nesneyi B ve C de kuantal bağ (kuantal bağ nedir sonra açıklayayım) ile birbiribe bağlı parçacık çiftini göstersin. A ve B yakın temas halinde bulunurken C bunlardan uzakta bir noktada bulunsun. A ile B'nin birbirine yakın olması A'nın tüm bilgilerini B'ye aktarma olanağı verir. Yine faks mantığı gibi düşünün bunu. Bilgi aktarma işleminde faks önce bir belgeyi tarar yani belgedeki tüm bilgileri saptar. B taramadan sonra artık A'nın bütün bilgilerine sahiptir. Kuantumda da bu bilgiler anında kuantal bağlı nesneye aktarılır. Böylece A'dan çok uzaktaC, A'nın tüm bilgilerine sahip olur. Yani belgeyi tarayan faks bilgileri kendisinden uzakta bulunan alıcı makineye fiber kablo ile nasıl bilgi iletiyorsa burada da kuantal bağ durumu ile iletilir.

Bunun için bir deney de gerçekleştirildi tabii. 93'te Avusturya'dan 600 metre uzaklıkta bir noktaya foton teleport etmeyi başarmışlardı. Bunun detaylarını ve kuantal bağın ne olduğunu da yorumlarda açıklayayım merak edenlere.

K
1 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
15
15 CEVAP

Teşekkürler. Devamını bekleriz...

G

Kuantum dolanıklık veya kuantal bağ şunu ifade ediyor. İki veya daha fazla parçacık arasında yerel olmayan ani iletişime deniyor. Yani iki temel parçacık etkileşerek tek bir kuantum durumunu oluşturursa bu iki parçacığın aralarında bir bağ oluyor. Bir parçacıkta meydana gelen değişikliği diğeri de algılıyor. Evrenin neresinde olursa olsunlar ne kadar uzak olurlarsa olsunlar parçacıklar kuantal bağ ile birbirine bağlı ve etkileşim halindeler.

K

Peki bu bağ nasıl ve neden oluşuyor?

G

Parçacıkların kuantal olarak dolanık olmaları taneciklerin uzay ve zamanda aynı noktada bulunmalarından dolayıdır. Kuantal bağın oluşması için zaman bir ana, uzay ise bir noktaya sıkışır. An ölçülebilecek en küçük zaman aralığıdır. Bu da Plank zamanı. Uzayın algılanması için mutlaka madde ve enerji içermesi gerekir. Göreli olmayan kuantum mekaniğinde zaman tektir. Kuantum bağlaşık olan her iki parçacık da aynı zamanı ölçer. Kuantal bağ durumunda bulunan bir foton veya elektron çifti arasında zaman ve konum üst üste çakışır. Parçacıklar arasında bir uzay-zaman tüneli oluşur. Tabii bu klasik fizik mantığı ile anlaşılamaz. Klasik fizikte zaman geçmişten geleceğe tek yönde akar. Kuantal bağ durumu oluştuğunda ise zaman bükülür, geçmiş ile gelecek üst üste biner. Kuantal bağ durumunda bulunan bir foton veya elektron çifti arasındaki iletişim, çiftin zaman ve konum olarak çakışmış olmasının sonucudur yani.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Teşekkürler bu güzel bilgiler için. Çok ilginç bir konu ve siz de oldukça hakimsiniz.

Gökmen Yigitbasi 2 yıl

Fizikçiyim. Sorunuz olursa istediğiniz zaman sorabilirsiniz.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Teşekkürler tekrar. Bir tarihçinin size çok fazla soru sorabilmesi pek olası değil

Gökmen Yigitbasi 2 yıl

Felsefeciyim aynı zamanda. Bu biraz ortak nokta sayılır. Etkileşimde bulunulabilir felsefe tarihi merakınız varsa.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Dolayısıyla parçacıklar arasında bu tür bir bağ olunca teleport edilen bilgi de bu bağ sayesinde aktarılmış oluyor.

K

Bağın sonuçlarını anladım ama bağın nedenini ve nasılını anlamak isterim. Bu bağ her parçakcık tarafından kurulabiliyor mu? Eğer sadece spesifik parçacıklara has bir nitelik ise bu seçiciliğin sebebi nedir?

G

Açıkladım neden ve nasılını. Bu bağ bütün parçacıklarda var.

Kaan Güleryüz 2 yıl

e=mc2 ye aykırılık var sanki.
Nesne bağlantı elemanlarından birine yüklenirken bu yükleme veri şeklinde değil nesnel bir yükleme olur. Yani nesne klonlanmış ve yoktan var edilmiş bir durum ortaya çıkar. Yine aktarımda da veri aktarımı değil nesnel aktarım söz konusu ve bir başka yoktan var oluş meydana gelir.
Böyle bir ışınlamada bir asıl iki kopya(klon) nesnesi meydana gelir.
Mİ?

Dipçe: Irgatım o seviyede cevap verin

T

Temel parçacıklar boyutsuz olduğu için üç boyutlu nesnelerin teleportasyonu ile aynı şey değil bu. Bu bahsettiğim deneyler elektron foton gibi parçacıklar için. Molekül veya üç boyutlu nesneler değil. Evrendeki her elektron bir diğerinin aynısıdır. Özgun yani teleport edilecek nesne ile uzakta bir noktada elde edilecek kopyası arasında ne gibi fark var dersen, kuantumda yok böyle bir fark. Kütleleri, elektrik yükleri, manyetik veya eleltrik alan ile etkileşimleri aynıdır. Aralarındaki fark belli olasılıklar ile belli bir konumda bulunmaları kimi eksenlere göre dönme durumları (spin) veya farklı enerji seviyelerinde olmalarıdır. Yani fark sadece kuantum durumları ile sınırlı. Aynı kuantum durumunda bulunan bir elektronun kuantum durumunu uzakta bir elektrona taşıyınca birbirinin aynı iki elektrondan oluşan bir çift elde edersin. Bunlarda teleportasyon sorunu yok ama üç boyutlu nesnelere, örnegin bir araba ışınlamaya gelince işler biraz karışıyor.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Basitleştirirsek eğer anladığım kadarıyla ışınlayan aygıtlar ve ışınlanan parçacıklar zaten var. Bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkmak söz konusu değil, bir parçacığın özelliklerini diğer parçacığa aktarmak. Mı?

Turgay Kodaş 2 yıl

Şöyle anlatayım. Bir parçacıkta bir değişiklik meydana geliyorsa bunu diğer parçacık da algılar. Hatta bu değişiklik bilgisi çok ani gerçekleşir ve ışıktan hızlı diğerine aktarılır. Örneğin iki elektron arasındaki etkileşme, elektronları eksenleri etrafında zıt yönde dönme hareketi yapmaya zorlarsa, iki elektrondan oluşan sistem "singlet" durumdadır denir. Böyle diyoruz yani, buna takılma şimdilik. Bu onun bir kuantum durumu oluyor. Elektronlardan biri saat yönünde dönüyorsa diğeri de aynı yönde dönüyor demektir. Singlet durumunda oluyor elektronların ikisi de. Bu yüzden biz bunu tek bir dönme durumu olarak alıyoruz. Çünkü ikisi de aynı şeyi yapıyor. İşte kuantal bağ tek bir kuantum durumuna getiriyor onları.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Sanırım sorumu anlamadın, lakin diğer cevabından anladığım kadarıyla anlamışım.

Turgay Kodaş 2 yıl

Kuantum fiziğine göre e=mc2 eksik bilgidir, açıklayıcı değildir. O yüzden o ünlü toplu fizikçiler resiminde Einstein'ın suratı asıktır.

Naci Özdin 2 yıl

Böyle bir teorinin varlığı ışınlamadan daha inanılmaz bir durum bence
Yükle veriyi diğer taraftan muz çıksın. Gerçi ben Monika Belluci isterim

T

Kuantum fiziği kurallarına göre üç boyutlu nesneleri teleport edememek için bir doğa kanunu yok. Bu gerçekleşmiş bir deneydi. Yükle veriyi muz çıksın gibi bir mantık değil. Biraz fizik bilgisi gerektiriyor.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Kanun yok tamam da teori doğru gelmiyor

Turgay Kodaş 2 yıl

Hangi fizikçiye ya da makaleye dayandırıyorsunuz bunu ya da bu alanda mı çalışıyorsunuz ki doğru gelmiyor? Kuantum teleportasyonun üç boyutlu nesnelerde şimdilik bazı sorunları var olsa da aşılamaz değil.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Kısacası mantıkıM ve bilgi eksikliğiM

Turgay Kodaş 2 yıl

Ben bir 70 lik devirdim, mi, bütün evreni gezegenleri dolaşıyorum,

B

Monika isterük

Turgay Kodaş 2 yıl

Deney nasıl gerçekleşiyor unutmadan ona da değineyim. Biraz karışık gelebilir.
Bir ışık parçacığı olan foton örneğin polarize olmuş bir lazer fotonu madde içinde ilerlerken çarptığı elektronlara enerjisini aktarır. Temel enerji seviyesinde bulunan elektron fotonun çarpması ile daha üst enerji seviyesine sıçrar. Bu üst enerji seviyesinden temel enerji seviyesine düşerken yayımladığı bazı özel kristaller üzerinden (Beta Borate) zıt yönlerde yansıtılarak aralarında kuantal bağ oluşmuş foton çiftleri elde edilir. Bu bağ da haberleşmeyi sağlar. Her iki fotonun enerjisi başlangıç enerjisini eşit olarak paylaşırlar. Foton kristalde yansıyıp bir foton çiftine ayrılırken fotonlar birbirine dik doğrultuda polarize olurlar. Birisi yatay doğrultuda titreşirken diğeri düşey doğrultuda titreşir. Zıt dogrultularda yansıyan lazer demeti polarize olur, yani tek bir doğrultuda titreşir.

K

Gene anlamadım, bu kristaller başka bir foton mu var ediyor?
(kızmak yok öğrenmek için soruyorum)

T

Hayır. Fotonun kuantum durumunu kuantal bağ ile aktarıyor diğer başka noktadaki fotona.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Yani kristaller bir fotunun verisini başka bir fotona aktarıyor?

Turgay Kodaş 2 yıl

Kafan karışmasın. Kristali boşver şimdilik. Bu çok teknik bir detay. Sadece kuantal bağın oluştuğunu ve bu sayede parçacıkların diğerinden haberdar olduğunu bil yeter.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Yanlış hatırlamıyorsam şu anda CERN bilginin Işık'tan daha hızlı olduğunu kanıtlamak üzere. (Hadron da elde ettikleri sonuçlardan birisi de buydu)
Feynnman a göre evet tüm evren tek bir elektrondan meydana gelmiştir.
Işınlama, bilgi aktarımı (fotonların km lerce uzakta olsalarda kuantum dolanıklık teorisine göre aynı anda aynı yöne hareketi) şu an çılgınlar gibi deneylerde sınanıyor. Matematiksel olarak ispatlanıyor.
Fizik camiası kafayı yemiş durumda. Çünkü tüm doğru bilinenler sarsıldı.
Öznel yakınlığım David Bohm, john von Neumann ve pribrama. Hani holografik evren, holografik beyin ve süper pozisyonu açıklayıp aahhhhaaannnn da artık ssusun diyen çalışmalarda .
Bilginin Işık'tan daha hızlı olduğunun matematiksel olarak formülü yazılırsa zaten kimse bişey anlamayacak
Çok eğlenceli

H

Maalesef bilim böyle altın günü sohbeti tadında ilerlemiyor. Bilim insanları bu şekilde çalışmıyor. Feynman'ın tüm evren elektrondan oluşabilir diye attığı iddia çoktan çürütüldü. Evren tek bir elektrondan oluşuyor olsaydı evrende gözlemlenen elektron sayısının hep aynı olması gerekirdi, zamanda geriye giden pozitronlar ile ileri giden elektron sayısı aynı olmalıydı ancak o kadar çok pozitron yok ortalıkta. Bir iki uçuk açıklama ile fizik camiiası olarak kafayı yemedik. Kaç tane buna benzer fikir geldi geçti. Bilgi ışıktam hızlı demişsiniz ama dolanıklık olayını biraz yanlış anlamışsınız. Işıktan hızlı ilerleyen birçok şey var ama bunlarınki bir hız limiti değil. Evren de ışıktan hızlı genişliyor fakat ikisi aynı şey değil. Hız, bir noktadan diğer bir noktaya ne kadar sürede gidildiğinin bir ölçer. Evreninse böyke bir hareketi yok, sadece genişliyor. Bu genişleme bir noktadan değil, her noktadan gerçekleşiyor. Bir noktada görülen genişleme hızıyla, diğer noktada görülen hız farklı. Bilginin ışıktan hızlı ilerlemesi de öyle. Işık hızı hiçbir şekilde bir hız limiti anlamında aşılamaz. Em Drive motorları da Warp sürüşünde yakıtsız kullanılıyor fakat uzay-zaman düzlemini egzotik parçacık kullanarak büküp ışıktan hızlı hareket eden warp sürüşü gemileri inşa ediliyor şu anda. Işıktan hızlı gitmek yerine geminin önündeki uzayı katlayıp, arkasındaki uzay boşluğunu açan warp motorları ışıktan 10 kat hızlı yolculuğu mümkün kılıyor. Yalnız bu durum Einstein'in ışık hızı sınırını aşmadan yapılıyor. (Nasıl mümkün olduğunun detaylarını isterseniz anlatırım.)

Kaan Güleryüz 2 yıl

Wheeler, birkaç denklemle zamanda ileriye doğru giden elektronun, zamanda geriye giden elektrona dönüştürülebileceğini ve gözlemlenebilir tek değişikliğin elektriksel yükü olabileceğini gösterir. Yani elektriksel yükün işaret değiştirdiğini dolayısıyla elektronun pozitrona dönüştüğünü... tüm elektronların neden aynı miktar elektriksel yüke ve aynı miktar kütleye sahip olduğunu bilmek adına yaptığı çalışmadır. Burdan da anladığımız üzere Feynman, Nobel ödülü konuşmasını yaparken, Wheeler'ın tek elektron fikrini öncelikle ciddiye almadığını ancak pozitronların aslında elektronların zamanda geriye gidişi olarak temsil edilebileceğini Wheeler'ın bu fikrinden esinlenerek oluşturduğunu söyler. Temeli tek elektrondan ve Nobel getiren bu teori ne zaman çürütüldü??? Bir de teori Feynnman ın değil Wheeler'in. Rica etsem bu teoriyi çürüten makaleyi ve çalışmayı paylaşır mısınız

Halenur Çamlıtaş 2 yıl

https://www.slac.stanford.edu/pubs/beamline/26/1/26-1-sather.pdf Öncelikle kaynak. Tekrar ediyorum. Evrende aynı sayıda pozitron ve elektron yok. Eğer tüm evrende tek bir elektron olsaydı zamanda geriye gidip gelen de bir tek elektron olacaktı. Zamanda geri giden elektron pozitron oluyor ve evrende pozitron çok çok az var. Pozitron antimadde biliyorsunuz ve evrende antimadde yok denecek kadar az. Evrende sadece normal madde var. Bu gözlemlere dair bir sürü yazı var neden attimadde yok diye. Böyle bir iddianın gerçek olabilmesi için etrafta antimadde olabilmesi lazım. Siz ya Cpt simetrisini bilmiyorsunuz, ya da Feynman diagramlarından anlamıyorsunuz. Attığım görsel Feynman'ın tezinin temeli. Evren oluştuğundan beri tek bir elektron var ve zaman içinde ileri geri gidiyor diyor. Bizim olduğumuz zamana bak, eğer tek elektron olsaydı aynı miktarda pozitron olması lazımdı, zaten sorun bu. Ayrıca Feynman Nobel ödülünü kimya dalında aldı ve Nobel ödül alma sebebi de bu değil. "Feynman diagramları" sebebiyle aldı bu ödülü, elektron olayından dolayı değil. Elektron zamanda gerçekten geri gidiyor mu henüz bilmiyoruz, Feynman bunu sadece hesaplamalarda kolaylık olsun diye yaptı. Bu diagramları düşünmesine sebep olan da bu tezdi ama tez doğru değildi tabii. Yanlış bir şeyden doğruyu buldu yani. Ödülü diyagramlara verdiler anlayacağınız, elektron olayına değil. Bir de şunu atayım bahsettiğim her şey var. https://youtu.be/9dqtW9MslFk

com-f2vcz39jzweyf6ezxgk8.jpg

Kaan Güleryüz 2 yıl

Kaan Güleryüz

com-rx2upxqd1ed143tmio5c.jpg

Halenur Çamlıtaş 2 yıl

Kaan Güleryüz hepsini okuyacağım teşekkürler

Halenur Çamlıtaş 2 yıl

Kuantal bağda bulunan iki elektronun yerel olmayan iletişimi nasıl meydana geliyor. Bunu da açıklayayım:
Uzayın şeklini belirleyen içerdiği enerjidir. Uzay-zaman tüneli anlatabilmek için kalınlığı 1 cm, kenar uzunluğu 1 metre olan kare şeklinde bir plaka göz önüne alalım. Kare köşegenlerinin kesim noktasından yani karenin geometrik merkezinden tabakanın alt yüzündeki geometrik merkeze en kısa yolu tasarlayalım. Merkez noktadan karenin bir kenarına bir dikme çizilir sonra alt yüzeye yani 1 cm kalınlık geçilir ve oradan alt yüzeyin merkezine bir doğru çizilir. Bu yolun uzunluğu 50 cm+50 cm+1cm yani 101 cm. Diğer taraftan kare tabakanın üst yüzeyinden bir delik açarsanız iki nokta arasındaki uzaklık 1cm olur. Bükülen uzay-zaman üzerinde benzer şekilde açılan deliğe kurt veya solucandeliği de diyoruz. (Zaten solucandeliklerini biliyorsunuz, yine de anlatmış olalım.) Eğer tabaka kalınlığını sıfira yaklaştırırsanız, iki nokta arasında uzaklık sıfıra eşit olur. Genel göreliliğin tanımladığı uzay-zaman tüneli buna benzer. Bir elektron veya fotonun tabakanın üst karesinin merkezinde diğerinin alt karenin merkezinde olduğunu düşünelim. Bizler çift arasındaki uzaklığı 101 cm sıfırdan farklı bir iletişim süresi olarak görürken, orada çift uzaklığı ve iletişim süresini sıfır olarak görünür. Bunun anlamı bizim iki ayrı konumda bulunan çift olarak gördüğümüz resim, cift parçacık enerjisinin oluşturduğu süper-uzayda aralarında sıfır uzaklık ve süre bulunan tünel ile bağlı olarak görünür. Tünelin girişi ve çıkışı üst üste gelmiştir. Çift arasındaki kuantal bağ bu şekilde meydana gelir ve içinde bulundukları fiziksel durumları ani olarak aralarında paylaşırlar.

K

Solucandeliklerini biliyorsunuz sanırım. Şu görsel uygun olacaktır anlattığıma. Uzay kütle-çekim alanının şiddetli olmasından dolayı öyle bir bükülmüştür ki Dünya ile Alpha Cemtauri galaksisi arasındaki uzaklık ışık yılı mertebesinde yani katrilyonlarca kilimetre olmasına rağmen, kütle-çekim alanı Dünya ile çok uzaklardaki galaksi alanında bir uzay-zaman tüneli açar. Tünelin girişi ve çıkışı uzay ve zamanda aynı noktadadır. Kuantal bağlı yani kuantal dolanık sistemler arasında bilgi alışverişi bu yüzden ani olur. Umarım kafanız karışmamıştır.

com-etreb7zuirn5lm4lvrbe.jpg

K

Tüm bunlar paralel evrenlerin varlığını mümkün kılmakta

S

Sicim kuramı doğrulandığında o da doğrulanmış olacak. Paralel evren kuramın 5. boyutunu oluşturuyor. Bu konunun paralel evrenle direkt ilişkisi yok o ayrı.

Kaan Güleryüz 2 yıl

Geçen sene Brezilya da yapılan bir deneyde laboratuvar ortamında bir solucan deliği oluşturup bir partikül un yer değiştirmesini sağladıklarini okumuştum araştırabilirsiniz

F