Öleceğini bile bile yaşamak nasıl bir duygu?

Derler ki öleceğini bilen tek canlı insandır. Öleceğini bile bile yaşamak nasıl bir duygu?

Z
1 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
35
35 CEVAP

Fillerin de sezdigi söylenir bi rivayete göre kediler de olecekleri vakit evden kacarlar

T

Bu dediklerin başka..

Sedat Candur 2 yıl

"Bir şeyler yapmalı ve devamını getirecek şeyler bırakmalıyım" düşüncesi taşıyorum, ölümlü olduğum aklıma geldikçe..

S

Günlük hayatta kafamızı gereksiz bir çok şeyle dolduruyoruz ki öleceğimizi unutup ölmeyecekmiş gibi planlar yapıyoruz. Bilinci olan her canlı aslında öleceğinin farkındadır. Doğada ölüm gören bir canlı eğer bilinci varsa bir gün kendininde öleceği/öldüreceğinin farkındadır. Eğer bilinci yoksa zaten bunu hiç fark etmemiştir. Yanlış mıyım

B

Aslında vurguya dikkat çekmek istiyorum, bilmek nasıl bir duygu?

Z

duygudan çok benim için hiçliği ifade ediyor aslında

Berk Bozbay 2 yıl

Sunada deyinelim öleceğini bilmek Allah inancı olmayanlar için geçerli
Inançlı olduğun vakit ankebut suresini baz aldığımızda olecegimizin değil ölümü tadacagimizin gerçeği belirtilir
Yani bitiş değil başlangıç. .
Duygu kısmı ise bence çok heyecanli

T

Bize göre

com-v9bmjr48aw1kgkwatzbe.jpg

Z

Duygu bilinçli değildir. Dolayısıyla şöyle bir örnekleme: Öleceğimi biliyorum Allah kahretsin kendimi kötü hissediyorum... Ya da öleceğimi düşündükçe daralıyorum, sıkılıyorum. Ya da bende duygu yok yahu hiç bişi hissetmiyorum

Z

Ölümü bilmediğimizden dolayı mı bu duygunun içimizde olduğunu hissedemiyoruz ve hiç ölmeyecek gibi yaşıyoruz?

S

Ölümdes. S. kanunu geçerli

Z

Nazi subayları

Z

SS deseydiniz anlardim hocam

S

Yada "bilmek" bir duygu değil.. Fikri aklıma geliyor.

S

Bilmek elbette duygu değil ama, bilmek bilinçdışındaki duyguyu tetikler. Ya da fizyolojik bir ihtiyaç davranışları yönlendirirken her davranış aynı zamanda duygu temelli zarftır.

Zeki Nilgün 2 yıl

Ölümü soğuk ve sıcak kelimelerin arasından birine yerleştirseniz durumsallığa göre iklim alır. Çoklukla duygusal bağlamda soğuk olan ölüm kelimesi bazı durumlarda sıcak olabilir. Mesela şehitlik kavramında. Ya da intihar girişimlerinde. Ölüm bireysel değerlendirilirken toplumsal anlamı çok değişkenlik de gösterebilir. "Vatanım için seve seve şehit olurum" diyor adam. İntikam hırsıyla yanan biri maktülüne " Senis. Kes. Ke geberteceğim" diyebiliyor. İsmet özel, ölümün ekonomisini betimleyebiliyor "Taksitle ölüm diye bir roman yazıldı artık/ Önce öl-sonra öde denilmek suretiyle/ aşılıp geçildi bu roman da" Hayatımızdan atamayacağımız, yok sayamayacağımız kadar doğumun ikiz kardeşidir ölüm.

Z

Din, folkfor, edebiyat ve felsefenin çıkış kaynağı da Ölüm fenomenidir. İnsanın ölümlü olduğunu bilmesi, ve bu farkındalık beraberinde insanı bir çok arayışa yöneltti.
Tarihin ilk yazılı destanı olan Gılgameş'de, ölümlü olduğunun farkına varan kral Gılgameş'in ölümsüzlük arayışını anlatır.
Bir gün fazladan yaşamak, her şeye inat güzeldir. Gayet insanî bir edimdir. Fakat bilimsel bakış açısısı ile tek gerçek, Doğmadan önce nasıl Hiçsek, öldükten sonra da birer Hiç olacağımızdır.
Ölüm düşüncesinin panzehiri; sanat ve felsefedir. Fazla düşünmemek gerekir. Vakti geldiğinde her canlı gibi öleceğiz ne de olsa...

G

"Özgür kimse ölümü aklının ucuna bile getirmez ve onun bilgeliği ölüm üzerine değil hayat üzerine bir tefekkürdür" deyip tartışmayı sonlandırır Spinoza.
Kişi ölümü değil, yaşamı ve yaşadığı anı sorgulamalıdır.

G

Ölmekten korkmuyorum ama sonrasının olmadığını düşününce tuhaf ve iç karartıcı bi his kaplıyor içimi zaman zaman

C

Doğmadan öncesini hatırlıyor musun, Cansu Cingay ?

G

Evet, içeriden annemi tekmelediğim günler dün gibi aklımda:))

C

Hafızan pek maharetliymiş :))) Ben daha öncesini kastetmiştim. İroniyi bir yana bırakırsam, o forma girileceğinden pek korkulmaması gereken bir realitedir ölüm. Hiç bir şey hissetmiyorsun, yoksun, hiçsin...
Uzakdoğulu mistikler, nirvana dedikleri hiçlik(sessizlik) kavramı ile bu olguyu (?) deneyimliyorlar. Bir saatlik meditasyon sonucu sende bu ölüm sessizliğini daha doğrusu hiçliği deneyimleyebilirsin.

G

Her ne kadar hiçbir şey hissetmeyeceğimin, bir hiç olacağımın bilincinde olsam da zaman zaman ürkmeme engel olmuyor bu. Haksızlık gibi geliyor bazen, neler hissetiğimi de tam olarak dökemiyorum kelimelere, karmaşık duygular içerisindeyim:)

C

Korku, endişe, kaygı ve merak; Gayet insanî durumlar. Böyle hissetmen gayet doğal. İnsan, ne kadar bilinçli ya da farkında olursa olsun, çekinmeden edemiyor. Fakat şartlanınca ve tam manasıyla farkında olunca bu hisler çok asgeri seviyelere iniyor.

G

gercek ölüm bir kere deneyimlenir o tadı alan bu dünyada kalma olasılıgı yoktur

O

Dadından yinmezmişki,,dönen yok seferinden.

Hakan Özmen 2 yıl

Mantıksız Öleceğimi bile bile devam etmem, çok daha büyük bir mantıksızlık Yaşayarak kendimle çelişiyorum resmen
Ölüm hiç tanımlanmamış olsaydı...

N

Trajedi !

M

Ölüm çok itibarsızlaştırıldı Zamanımızda, çünkü ölümün bir son olduğu neredeyse doğal bir yasa gibi kabul edilmiş mlsf !

Yapılan hata ise bence şu ; Yaşam ile hayat aynı sanılmakta !

Oysa Organizmanın ölümü yaşamı sona erdirir ama hayatın ikinci perdesini açar

M

2. perdeyi deneyimlememiş birisinin, ikinci perdeye inanabilmesi.... Zannımca mümkün değil

N

Ikinci perdenin olması için elimde epeyce nedenim var ama bana en çarpıcı gelen hayalgücü !

Bu Dünya'ya fazla bir şey hayal gücü

Bitkiler ve hayvanlar hayal kurmadan yaşayabiliyorlar bu Dünyada

Bizde pekala yaşayabiliriz hayal gücü olmadan

O halde insanın aklına gelen şu: Hayalgücü bu Dünya'ya ait değil ve kendini yaşayabileceği bir başka dünya Olmalı

M

Ötedünyalıların perdeleri çok olur :)))

G

Hayal gücü, kısaca ilüzyon... Tıpkı ortaçağ skolastik düşünürlerinin bir iğneye kaç melek sığar üzerine günlerce tartışmaları ve kliseden bu tartışmalar için yüksek fon sağlamaları gibi.

G

Heidegerin bir sözüyle konuyu sulandırmadan tamamlayıp bu dünyalıkları izlemeye geçeyim :

Ölüm ; hakikatin inkışafıdır !

M

Düşüncelerin sonu yok elbette... Ölüm korkusu; sanat ve düşsel olarak bertaraf edilebiliyorsa, avuntular böyle anlarda kişiye yarar sağlar diye düşünüyorum.

G

Herkes bu bilgiden kaçar veya filtre eder. Ölümün kutlama olduğunun farkına varıldığında, her an doya doya yaşanır.

A

farlı bir duruda yaşamış veya yaşama şansı olan biri olabilirmi? Bu durumu tek bir duyguya indirgeyemeyiz zira bütün duyguların en temelde sebebi ölümün olması ve her an bu riskin olması ve belli koşullar altında hayatın devam edebilecek olması birşeyler yapmazsak ölecek olmamız ve çokularımızın ölecek olması hatta başkalarının yaşamsı dahi haricindekilerin yaptıklarına bağlı olması bizde korku, sevgi, endişe, merak, acıma ve diğer bütün duyguların sebebi.. Dolaysı ile bunun cevabı insanın içinde olduğu durumdur

E

dünyaya geldiğim anda//yürüdüm aynı zamanda

N

Öğrenilmiş çaresizlik.. Ölen yok, yaşayan olmadığı için...

S