İlk canlı nasıl oluştu?

İlk canlı nasıl oluştu?
C
0 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
26
26 CEVAP

Pas... Bilmiyorum

M

Bir kaç görüş var.

1-İlk canlı müslümanlara göre yaratıldı. Bu canlı organizma milyarlar yıl içinde evrimleşti ve en son şimdiki halimize geldik.

2- İlk canlı adem daha sonra havva yaratıldı. Onların soyundan şimdiki insanlar türedi. (Bu boş bir inanç, kurana ters)

3- ateizme göre büyük bir patlama sonucu tesadüfen ilk canlı oluştu ve sonra evrimleşerek günümüze geldik.

4- benim en çok ihtimal verdiğim husustur bu. Adem, yani insan, diğer canlılar arasında halife seçildi. Kurandaki ayette de yaratıldı değil halife olarak seçildiği yazar. Yani insandan önce yaşam vardı ve başka canlılar halifeydi. İnsanlar içindeki şeytanı yenemezse insanlardan sonra başka bir tür halife seçilecektir. Küçük ihtmaller tabi bunlar.

Bunlar ışığında soru sorarsanız cevaplamaya çalışırım

U

Teşekkürler

Cemil Yağli 2 yıl

İnsandan önce yeryüzünün halifeliği cinlerdi.

Tevfik Temizel 2 yıl

4.ihtimal yaratilmisligi açıklamıyor ki sonradan gerçekleşen bir hadiseyi açıklıyor. 2.ihtimal boş dediğin ihtimal nasıl Kur'an'a ters Araf suresi 11.ayet hicr süresi 28 -29 ayetlerde gayet açık bir şekilde yaratilmisliktan bahseder.

Mahmut Duranay 2 yıl

Tevfik bey olabilir. Mahmut bey; araf 11 de adem kelimesi isim değil. Adem=insan. Hicr 28-29 da yaratılışta adem havva olayına değinmemiş bile

Uğur Köktaş 2 yıl

Uğur Köktaş kafanıza göre yorumluyorsunuz kuran ı

Abdurrazzak Lam 2 yıl

ALLAH insanı mükemmel yarattı, irade ve vicdani hakim kıldı. Bu iki özellik insanı üstün kılan hisdiyattir. İlk insan Hz ademdir ve dünyaya inisinden sonra birçok canlı doğa denge zincirine göre yaradilmistir. Tabiki bu din bilimlerinin ortak, yarı ortak ve çelişkili inancıdır. Big bang olayına gelince bana öyle bir şiddetli patlama söyleyinizki patlama olduktan sonra canlılar yok olmasında var olsun. Belkide big bangktan öncede dünyadaki yaşam devam ediyordu. Ve dünya kendini yeniledi. Bunun sirri evveldedir, bunun sırrı gaybtadir. Ve gaybta evvelde Haktanır.

M

Bana göre: Dünyanın yaratılışında bu sır kodlanmıştır. Şöyle ki: 4 Elementin yoğunlaştığı yerde tabi aşamalı olarak amino asitler hücreleri; hücrelerin çoğalması ile İlk deniz canlılsından başlayarak türlere daha sonra iki ayaklı canlı türlerinden insan ayrılıyor. İlk yerleşim yerleri mağaralar... İletişimleri işaret dili daha sonra konuşmaya başlıyorlar ve sonunda yazıya geçiyorlar. Günümüze kadar geliyor. Sonunu dahi insanın hırs özelliği üzerine kodlanmıştır.

M

Allah Kur'an-ı Kerim'de Hz. Âdem (as)’e her şeyin ismini, anlamını ve niçin yaratıldığını öğrettiğini, imtihanda Hz. Âdem (as)’in meleklere üstün geldiğini bildiriyor. Bu nedenle ilk insanın bugünkü anlamda bir konuşmayı bildiği ve seslerle anlaştıkları net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Alimlerden bazıları, "Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti."(Bakara, 2/31) âyetini şöyle tefsir etmişlerdir: "Allah Hz. Âdem (as)'e eşyanın sıfatlarını, vasıflarını ve özelliklerini bildirmiştir." "Diğer görüşe göre, Hz. Âdem'e öğretilen isimlerden maksat, Allah'ıın sonradan yarattığı ve günümüzde insanların konuştuğu Arapça, Farsça, Rumca vb. Değişik dillerin isimleridir. Ademoğulları bu dillerle konuşuyorlardı. Hz. Âdem (as) vefat ettikten sonra çocukları dünyanın her tarafına dağılınca, onlardan her biri, bu dillerin belirli birisiyle konuşmaya başladı. Böylece konuşulan bu dil, bu Adama hakim oldu.... İşte Hz. Âdem (as)'in çocuklarının farklı dilleri konuşmalarının sebebi budur." (Fahreddin er-Râzî, Tefsir-i Kebîr, ilgili ayetn tefsiri) Allah Teâlâ, Âdem aleyhisselama, şu anda dünyada mevcut bütün dilleri öğretti. Âdem aleyhisselam da Arapça, Süryanice, İbranice ve diğer bütün dillerde kitaplar yazıp her dil ile konuşmuştur.

Tevfik Temizel 2 yıl

Kuranı kerimde kabil, habili öldürünce iki karga gönderildi ve kabil öldürdüğü kardeşini nasıl gömeceğini kargalardan gözlemleyerek öğrendi. Adem, İlk medeniyeti oluşturan insanlar demektir. Kuranda ilk libas (elbise) avret yerlerini örtmek için kullandılar. Kavramlar kafalara tam oturmamış galiba... Melek, Güç demektir. Doğa ve Kainat güçleri demektir. İki kanatlı beyaz mitolojik kavramlar uydurmadır. Cin, bilinmeyen demektir. Atom, hücre, foton, manyetik dalgalar.... İlüzyonistlerin söyledikleri yalanlar değil. Adem, medeniyeti kuran ilk topluluk olarak belirtilir.

Murat Karakol 2 yıl

Ademin topluluk olduğunu nereden çıkardın? Adem as da bir insandı. Melek niye kainat gücü olsun ki. Onlar allahın yarattığı Nuran varlıklar. Cinlere gelince cinlerin atom hücre foton manyetik dalgalar olduğunu nereden çıkardın?

Tevfik Temizel 2 yıl

Ben, Kitaplardan yoğun araştırma sonucunda bu bilgilere ulaştım. Cin konusunu yalancı medyumlardan dinlemedim. Melekleri de din esnafı Papaz, Haham, İmam ve şeyhlerden dinlemedim. Tabi bunlar iyi afyonlar. Yahudilere filistini yaktıran ve Haçlı seferi çıkaran afyonlar veya işide sadistliği sevdiren afyonlar. Kelimeyi etimolojik yapısını değerlendiririm. Bir inanç bilim ile çelişiyorsa o din palavradan ibarettir. Kuranda vahiyin peygamberin kalbine indirildiği de söyler. Kanatlı melekler getirdi demez. Ayrıca Nur ışık demektir. Kainat karanlık evrenin içerisinde ışık ile donatılmış galaksilerden oluşur. Gördüğüne mi inanırsın yoksa duyduğuna mı ?

Murat Karakol 2 yıl

Kanatlı melekler konusunda burada birşey diyen yok zaten bizde biliyoruz. Lakin Kuranda vahyi Cebrail as. In getirdiği açıkça yazar.

Tevfik Temizel 2 yıl

Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Nisa suresi 1. Ayet
Demekki yaratılışta birden çok insan vardı. Peki bu insan neyden yaratıldı ?
Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Fatır Süresi 11. Ayet
Bu ayettende anlaşıldığı gibi toprak ve Sudan aynı zaman da toprak vu suyun elementlerinden yaratıldık ve eşler olarak yani birden çok insan olarak yer yüzünde yayıldık.
Yaratılışta insanlar bozgunculuk, fesat ve kan dökmekteydi. Bunun üzerine Allah Hz Adem i yarattı ve insanlık için Halife(Önder) olarak gönderdi.
Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti bakara 30.

U

Nisa bir ayet inde ve fatir suresi 11 ilk insan dan degil kendi anlamim da şu nu anlarım ben her erkek ten bir kadın yartildigi ve bu ayeti kerimelerde bu oluşum bu dünya ile alakali değil olarak görüyorum Ayetullah larda gelecekten ve insanların ne yapmış olacaklarindan ne yapacaklarindan verilen bilgi ler anlamında bizler önce yaratılıp sonra can buluyoruz yani tüm insanlık yaratılmış ama can bulmamıs oluyor bu âyeti kerimelerde ... Ve burada ilk insan ile ilgili tam ve net bilgi verilmemiş olmasi değil ilk ruh kimin ruhu idi ve ne zaman can buldu sorusu geliyor aklıma

Ayseğül Sokur 2 yıl

Ayseğül Sokur Erkekten kadın yaratıldı derken? Erkek ve kadının tek Nefisen yarattığı beyan ediliyor. Kadın, erkekten yaratılma değildir. Bu ayette ilk yaratılış olduğu gibi süre gelen yaratılışlarıda kapsamakta.

Uğur Beğiçarslan 2 yıl

Ayetler bir çok anlam içerir dimi.. Ben nefis aleminde de yorumluyorum bu süreyi nefis ten yaratıp ondan da es yarattık dersek nefis bir tane idi kadın ve erkek anlaminda ikiye bolunup paylaşıldı da oluyor bu o vakit ... Ama bana göre ve bir çok yorumlayan larda görede kadının erkeğin göğüs kafesindeki kemikten oluştuğu nu yorumlarlar

Ayseğül Sokur 2 yıl

Hz. Havva, Hz. Âdem’in eğe (kaburga) kemiğinden mi yaratılmıştır? “O sizi tek bir nefisten yarattı ve eşini de ondan var etti… (Zümer/6)”, “Ey insanlar, sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup sakının. (Nisa/1)”. Söz konusu ayetlerde geçen nefisten mânâ nedir? Nefis, “can, ruh, zihin, hayat, canlı varlık, yaşayan yaratık, insan, şahıs, fert, cevher, tabiat, temayül, arzu etmek, şehvet, istek, kişisel hüviyet, zat” gibi çok farklı anlamları içeren bir kavramdır. Tefsirler, buradaki nefsin Hz. Âdem ile ilintili olduğunda ittifak etmektedir. Ancak, nefis Hz. Âdem’in şahsını mı, yoksa O’nun da yaratıldığı özü, cevheri mi işaret etmektedir? Bu konuda temel olarak iki görüş bulunmaktadır. Birincisine göre, Allah Hz. Âdem’i yaratınca, O’nu bir süre uyutmuş, sonra O’nun sol kaburgalarının birinden Hz. Havva’yı yaratmıştır. Hz. Âdem uyandığında, Hz. Havva’yı görüp, ona meyletmiştir. İkinci görüşe göre ise, buradaki mânâ Hz. Âdem’in eşinin de insan cinsinden yaratıldığını ifade etmektedir. Bazı tefsirlere göre, Hz. Havva’nın kaburga kemiğinden yaratıldığını belirten bilgiler İsrailiyât kaynaklı iken, bazı tefsirler, bu görüşe şiddetle itiraz ederler. Mevdudi, Nisa suresi 1. ayeti tefsir ederken; müfessirlerin genellikle Hz. Havva’nın Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığını söylediklerini, Kitab-ı Mukaddes’te de aynı olaydan bahsedildiğini, Talmud’ta bundan başka Hz. Âdem’in onüçüncü kaburga kemiğinden yaratıldığının belirtildiğini, Kur’an’ın bu konuda sükût ettiğini, bunu destekler nitelikteki hadisin de anlaşılandan farklı bir anlama delalet ettiğini belirtir. Konuyu şu şekilde değerlendirebiliriz: Arapça’da “minhâ” ibaresindeki “min” harfi cinse işaret etmektedir. Kur’ân’ın çeşitli sûrelerinde yer alan benzer tabirler “sizin cinsinizden” manâsında kullanılmıştır: “Size kendi nefsinizden kendisiyle huzura kavuşabileceğiniz eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun delillerindendir. (Rûm/21)”, “Allah, sizin için kendi nefislerinizden eşler yaratmış ve kendi eşlerinizden size oğullar ve torunlar vermiş, sizi temiz azıklarla donatmıştır. (Nahl/72)”, “Size, kendi nefsinizden, sıkıntıya uğramanız ken­disine ağır gelen, size düşkün, mü’minlere karşı müşfik, merhametli bir peygamber gelmiştir. (Tevbe/128)” Diğer yandan, Arapça’da kelimeler müzekker (eril) ve müennes (dişil) olarak belirlenmiştir. Dişiye yönelik zamirler “hâ” şeklinde, erkeğe yönelik zamirler “hû” şeklindedir. Söz konusu ayetlerde geçen “minhâ” ifadesi “ondan” anlamına gelmektedir. Burada “o” ile kastedilen nefistir. Zira nefis, dişil bir kelimedir, yani “o nefisten” denmektedir. Nefis; yukarıda belirtildiği üzere, öz/cevher gibi anlamlara gelmektedir. Bu mânâda, Cenâb-ı Hak, Hz. Havva’yı, Hz. Âdem ile aynı mahiyetten, aynı özden, aynı cevherden yaratmıştır. Söz konusu âyetin “Ey insanlar” hitabı ile başlaması da, kadın ile erkek arasındaki söz konusu ortak insanî niteliğe işaret etmektedir. Erkek ve kadın, ikisi de aynı kökten, aynı cinsten, aynı özdendir; biri öbürünün tamamlayıcısı, eşidir. Allah erkeğin eşini de onun cinsinden kılmıştır ki, huzur ve sükûn ortaya çıksın. Peygamberimizin kadınların kaburga kemiğinden yaratılmış olduğundan bahseden çeşitli hadisleri bulunmaktadır. Ancak bu hadisleri mütevâtir olan Kur’an ayetleri ışığında anlamak icap eder. Bu hadislerden birinde, “Kadınlara iyilikle muâmele edin, zîrâ kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri kısmı üst tarafıdır. Onu düzeltmeye çalışırsan kırılır, kendi hâline terk edersen devamlı eğri kalır. O hâlde kadınlara karşı iyi davranın. (Buhârî, Enbiyâ, 1)” buyrulmaktadır. Bu anlamda, bazı alimler tarafından bu tür hadisler, kadınların hassas, nazik ve kırılgan varlıklar olduğunu belirten, kadınlara iyi muameleyi tavsiye eden, evde izlenmesi gereken siyaseti belirten bir teşbih, mecazî nitelikte sözler olarak değerlendirilmiştir. Tıpkı, Efendimizin “Deve ağıllarında namaz kılmayın, çünkü onlar şeytandandır….” demesinde veya Veda haccı sırasında, Enceşe’nin güzel sesi ile develeri iyice hızlandırması ve hanımların tedirgin olması üzerine “Enceşe, aman kristalleri kırma! Dikkatli taşı!” demesinde olduğu gibi… Ayrıca, “kaburga kemiği” olarak tercüme edilen “الضلع” kelimesinin Arapça ve İbranice orijinalinin “fıtrat, mizaç, bünye” anlamlarına da geldiğini savunan ve bunun erkekle kadının aynı özden yaratıldığını ifade ettiğini belirten bilginler de vardır. Söz konusu kelimenin, “yan taraf” olarak da tercüme edilebileceği, bu durumda aynı varlığın bir yarısını erkeğin, bir yarısını da kadının oluşturduğu da belirtilen anlamlar arasındadır. Hadislerdeki ifadeler, hem ayetteki “nefis” ile uyumlu anlamları içermekte, hem de kaburga kemiği anlamıyla, mecazî nitelikte kadınların nazik ve nazenin fıtratlarını açığa vurmaktadır. Bununla birlikte, “kaburga kemiği”, biyolojik anlamıyla da algılansa, “esasen Hazreti Âdem’in herhangi bir tarafından Hazreti Havva’nın alınmasında hiçbir beis yoktur.” Bu da, yine Hz. Havva’nın Hz. Âdem ile aynı ontolojik kökenden geldiğini ifade etmektedir. Konuya Senai Demirci’nin edebî satırlarıyla son verelim: “Bir rivayette Hazreti Havva’nın Hazreti Adem’in eğe kemiğinden yaratıldığı haber verilir. Eğe kemiği, erkeğin göğüs kafesinde yer alır; akciğeri çevreler, kalbi darbelerden korur. Bu konumuyla eğe kemiği, ne kadar da kadına benzer… Kadın da tıpkı eğe kemikleri gibi erkeğine nefes alacak bir yuva sunar, onun hayatına genişlik, göğsüne ferahlık kazandırır. Eğe kemikleri akciğeri çevreleyerek kalbe giden hayat yollarını açık tuttuğu gibi, doğrudan kalbi de korur. Bir kadının aşkı erkeğinin kalbine bu dünyada hayat suyu taşır, onu sancılı sevmelerden uzak tutar. Öyle ki, eğe kemiği kırılmadıkça kalbe zarar gelmez. Kadın da erkeğinin kalbini kırmamak adına kırılmayı, ezilmeyi göze alır. Eğe kemiğinin yapısı da kadına benzer. Güçlü fakat ince ve narindir. Kadın da sabırlıdır, acıya, ayrılığa ve vefasızlığa sabreder. Bununla birlikte, kolayca kırılıverecekmiş gibi inceciktir, tatlı bir kavisle erkeği saran zarif bir biçimi vardır. Eğe kemiği erkeğin yan tarafında yer alır. Kadın da varlığını ve koruduğunu hissettirmeden sessizce ve gizlice yanında durur erkeğinin.” Dr. Naim Tatlıcı

Ayseğül Sokur 2 yıl

Halen bu konu kafami karištirir ne yazikki...

Y

Uğur Beğiçarslan ; bakara 30 da yaratma fiili yok. Atama, kılma fiili var.

U

Arapçam çok iyi değil diyanetten aldım meali. Senin yazdığın yorumu da okudum. Aynı düşüncedeyiz.

Uğur Beğiçarslan 2 yıl

Niye adem havva hikàyeleriyle büyüdük ozaman....

Y

Dini kaynağından (kuran) öğrenmediğimiz için sizin de dediğiniz gibi "hikaye"lerle büyüdük.

Uğur Beğiçarslan 2 yıl

Hz. Âdem'in (a. S.) yaratılışına dair Kuran ayetleri şu mealdedir (3):

"Hani Rabbin meleklere muhakkak ben yeryüzünde bir halife (bir insan, Adem) yaratacağım" demişti (Bakara 30).

"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan suretlenmîş balçıktan yarattık" (Hicr 26).
"O insanı (Ademi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı (Rahman 14)

"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat bizonları cıvık bir çamurdan yarattık" (Saffat 11)

"Kio, yarattığı herşeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır" (Secde 7)

"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık" (Mü'minun 12)

"O, sîzi çamurdan yaratan sonra ölüm zamanını takdir edendir" (Enam 2).
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık" (Taha 55)

"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer_oldunuz" (Rum 20)

"... İblis dedi: Ben bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim" (İsra 61, Araf 12, Sâd 76)

Bu âyetler özetlenecek olursa, "Âdem çamurdan yaratılmıştır" (İsra 61, Araf 12, Sad76, Secde 7),

'Âdem cıvık çamurdan yaratılmıştır" (Saffat 11)
"Âdem çamurdan süzülmüş bir hulâsadan yaratılmıştır" (Mü? Minun 12)
"Âdem kuru çamurdan suretlenmiş balçıktan yaratılmıştır" (Hicr 27, Rahman 4). (3).

Adem (yerden çıkmış varlık) edim (yeryüzü, toprak) anlamında İbranice bir kelimeden gelmektedir, Âdem'in çamurdan, yani toprağın su İle karışımından yaratıldığı, daha açık bîr ifade ile kuru çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yaratılıp ilâhi ruhtan üflendikten sonra canlandığı beyan ediliyor:


"Ki o yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdem'i) yaratmaya çamurdan başlayandır" (Secde 7)


"Sonra onu (Âdem'i) düzeltip tamamladı, içine ruhundan üfürdü, sizin İçin kulaklar, gözler, gönüller yarattı" (Secde 9) (3).

Gerçekten sadece insanın değil tüm canlıların yapısını teşkil eden esas maddenin topraktaki elementler ve sudan ibaret olduğu özellikle insan organizmasının % 30'nun inorganik ve organik (katı) madde, % 70'nin sudan ibaret olduğu bilinmektedir. Bu terkip göz önüne alınırsa insan organizması suyu galip bir yapı gösteriyor. Hayatı su veriyor. Keza bitkiler, hayvanlar ve herşey topraktan geliyor, tekrar ona dönüyor ve toprak oluyor

P

Şurada kafam karışıyor ; Allah niçin şeytandan insana secde etmesini istemiş olabilir ki? Secde yalnizca Allah'a edilmezmi

Bilge Kircali 2 yıl

Bilge Kircali "Adem için secde edin" burada Ademin bir özelliği yok onu yaratan için secde edin anlamı var. Çünkü Adem as hiç birşey bilmezken Allah ona cisimlerin ismini öğretti.

Uğur Beğiçarslan 2 yıl

Hz. Âdem (as)'e secde edilmesinin hikmetleri üzerinde genel olarak üç görüş vardır. Bunlar: 1. Bu secde Allah için olmuştur. Hz. Âdem (as) ise sanki bir kıble olmuştur. 2. Bu secde selam mahiyetinde olabilir. Bazı alimlere göre melekler, Hz. Âdem (as)'e tazim ve selam için secde etmişlerdir. Müslümanların birbirlerine selam vermeleri gibi, geçmiş ümmetler de birbirlerini secde ile selamlıyorlardı. Katade, "Anne, babası ve kardeşleri Yusuf için secdeye kapandılar."(1) ayeti hakkında, "O zaman insanların birbirlerine selamı, secde etmek şeklindeydi." der. 3. Üçüncü görüşte ise, secdenin Arapça'da "inkıyad ve boyun eğme" manasına geldiği söylenir ve "Ot ve ağaçlar O'na secde ederler."(2) ayeti de bu manadadır. Fahreddin Razi, Tefsir-i Kebir'inde bu üç görüşün zayıf olduğunu söyler. Buna sebep olarak da, "Çünkü bu kıssadan maksat, Hz. Âdem (as)'in büyüklüğünün izahıdır... Onun sadece kıble olması, şanının büyüklüğünü ifade etmez." der. Üçüncü görüşün de zayıf olduğunu ifade eder. Buna gerekçe olarak da secdenin, şeriat örfünde alnı yere koymaktan ibaret olduğunu söyler. Ve kendi görüşünü şöyle ifade eder: "Meleklerin Hz. Âdem (as)'in üstünlüğünü ve değerini ortaya koymak için Allah'a kullukta bulunmaları imkânsız değildir."(3) Son olarak konu hakkında Elmalılı Hamdi Yazır'ın görüşüne yer verelim. Yazır, özetle şöyle diyor: "Meleklerin secde etmesi, Hz. Âdem (as)'e bir tekrim olmakla beraber, bizzat Allah'a bir ibadettir. Bu secde ile melekler Allah'ın hükümlerinin icrası noktasından Hz. Âdem (as)'e onun yeryüzüne halife olması mertebesiyle uygun bir şekilde hizmet ve yardıma memur kılınmış ve bir ahde bağlanmıştır. O hâlde melekler Âdem (as)'e bizzat hizmetkâr değil, fakat onun halifelik yönü için hizmetkâr olacaklardır. Gerçek Mabud Yüce Allah'tır. Hasılı bu secde Âdem (as)'e bir ibadet değildir."(4) Meleklerin secde etmesi, insanoğlunun yeryüzü halifeliğine bir imza olduğu, kâinatta cari olan maddî-manevî/fizik-metafizik kanunlarının onlara hizmet edeceğinin bir simgesi olduğu gibi, şeytanın bunu reddetmesi de maddî-manevî, fiziksel-kimyasal engellerin de varlığına bir işarettir. Melekler, güzel işlerin, başarıların yürütülmesine çalıştıkları gibi, şeytanlar da kötü işlerin, başarısızlıkların revaç bulmasını meslek hâline getirmişlerdir. Bu prensibin ne kadar köklü bir kanun olduğunu göstermek üzere Kur'an, ilk insan Hz. Âdem (as)’in yaratılışını söz konusu ettiği aynı yerde bunları da deşifre etmiştir. (İlgili ayetin açıklaması için bk. Razî, Bedavî, Alusî, İbn Kesir, İbn aşur, B.Said Nursi Yirminci Mektup Birinci Makam). Netice olarak: Melekler Hz. Âdem (as)'e ibadet olsun diye değil, onun üstünlüğünü ve hilafetini kabul ettiklerini açıklamak üzere secde etmişlerdir. Meleklere secde etmelerini emreden bizzat Allah'tır. Dolayısıyla bu secdenin İslamiyet’e ters bir tarafı yoktur.

Pınar Hürremoğlu 2 yıl

Bilge Kircali .ALLAH adem e kendi ruhundan üflemiştir.. Yani kendinden bir parça vermiştir bu yüzden insan çok degerlidir ve yine bu sebeple secde edilmesini emretmiştir... Ama burdaki secde bildiğimiz secde degildir... Farklı yorumlaşmıştır yukardaki açıklamaları okuyabilirsin.

Ender Güdeloğlu 2 yıl

Kendi fikrinizi anlamayamdım

U

https://youtu.be/5_uO-JBjBjU?fref=gc bu belgeselde çok güzel anlatmış

Ş

-ALINTIDIR-
Geçmişteki insanların kas ve vücut yapılarında irilik, zindelik ve canlılığın bulunduğu, ömürlerinin de şimdikilere göre daha uzun olduğu anlaşılıyor. Ama bu durum onları insan yapısının dışına çıkarmaz. İlk insan Hz. Âdem aynı zamanda ilk peygamberdir ve her yönüyle günümüz insanına benzemektedir. Onun genetik yapısında günümüzdeki bütün renk ve ırk karakterleri bulunduğu gibi, şimdi her bir ferdin genetik yapısı, onun genetik yapısının bir kombinasyonundan ibarettir.

Evolüsyon manasında, yani insanın daha aşağı yapılı canlılardan tesadüfen meydana geldiği felsefî görüşünü savunan evrimcilerin evrim görüşüyle bunun bir ilgisi yoktur.

Ancak, Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle insanda şimdi her an görülen değişiklik ve farklılaşma manasında evrim teori değil bir kanundur.

Böyle bir değişiklik için Hz. Âdem’e kadar gitmeye gerek yoktur. Bir saniyede insanın her bir hücresinde üç bin değişik reaksiyon meydana geldiği hesabına göre, insanda ortalama yüz trilyon hücrenin varlığı dikkate alınırsa, bir saniyede insanda meydana gelen değişikliğin büyüklüğü anlaşılır. Bu değişikliğe evrim derseniz, bu da teori değil, Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle teşekkül eden bir kanundur.

T

-ALINTIDIR-
Evrim yerine kullanılan tâbir ve kelimelerden bazıları şunlardır: Tekâmül, istihale, tatavvur, tahavvül, tebdil, tebeddül, tağyir, tegayyür, terakki, sudur, zuhur, techid, ontojeni, filojeni ve evolüsyondur. Bu tâbirlerin her birisinin ifade ettiği mana, diğerlerinden farklıdır. Burada sadece tekâmül ile tahavvülün manalarını vereceğiz.

Tekâmül

Tekâmül, kemale erme, mükemmel hale gelme manasında kullanılır.

Şayet “Evrim” terimiyle “Tekâmül” manası, yani ferdin embriyodan itibaren olgun hale gelinceye kadarki kademeli değişimi ifade ediliyorsa, bu manadaki evrim, teori değil, bir kanundur.

Meselâ bir elma çekirdeğinin; filiz, fidan ve meyveli ağaç hâline gelişi kademeli değişimin bir ifadesidir.

Aynı şekilde; bir insan embriyosunun; zigottan itibaren gelişerek, çok hücreli embriyo, bebek, çocuk, genç ve yetişkin insan safhaları da kademeli gelişmenin bir başka örneğidir.

Bu manada bütün canlılar her an değişme, başkalaşma ve farklılaşma kanunlarına tâbidirler.

Tahavvül

Tahavvül, hal değiştirme, bir halden bir başka hale geçme manasında kullanılmaktadır.

Şayet evrim teriminden tahavvül, yani hal değiştirme kastediliyorsa, o da teori değil bir kanundur. Elementlerin hal değiştirmesi, tahavvülat-ı zerrat olarak ifade edilir.

Kısaca ifade edersek, atom ve moleküllerin, bir halden bir başka hale geçerek, yani hal değiştirerek canlıların bünyesinde yer almaları, bir takım biyoloji ve fizik kanunları çerçevesinde olmaktadır. Dolayısıyla elementlerin bu şekilde hal değiştirmesi, teori değil kanundur. Mesela, hidrojen yanıcı, oksijen yakıcıdır. İkisi birleşince su meydana gelir ve artık bu elementlerin hali değişmiştir.

İnsan yaklaşık yüz trilyon hücreden meydana gelmiştir. Her bir hücrede bir saniyede üç bin değişik reaksiyon olmaktadır. Bir saniye sonraki insan, madde cihetiyle bir saniye önceki insan değildir. Bünyesinde pek çok element değişim ve başkalaşıma uğramıştır.

Bütün canlı varlıklar her an değişim içerisindedir. Bu ve benzeri bütün değişim ve başkalaşımlar "evrim" olarak ifade ediliyor. Bu manadaki bütün değişim ve başkalaşımlar teori değil birer kanundur.

Bütün bu değişiklikler Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle olmaktadır. Zaten bunun, akıl ve mantık çerçevesinde başka türlü izahı da mümkün değildir.

Burada esas tartışmaya sebep olan, evrimin evolüsyon manasında kullanımıdır.

Evolüsyon manasında kullanılan evrimde, bir yaratıcı devreden çıkarılır ve bütün canlıların silsile halinde ve birbirinden tesadüfen meydana geldiği ileri sürülür. Böyle bir iddianın hiçbir bilimsel değeri yoktur ve tamamen ateist ideolojiye bağlı pozitivist felsefenin ürünüdür.

Kâinatta hiçbir şey kararında değildir. Her an değişmektedir. Bütün bu değişiklikler, farklılaşma ve başkalaşımlar Allah’ın eseridir.

Gerek insanın ve gerekse diğer canlıların yaratılışıyla ilgili olarak, bilimin, ya da felsefenin ortaya koyduğu değer hükümleri, yapılan araştırma ve yorumlara bağlı olarak zaman içerisinde değişmektedir. Biz bütün bu değer hükümlerine bilgi adını veriyoruz.

Bu bilgilerin bir kısmı, ya da tamamı, Kur’an’ın yaratılış hakkındaki bildirdikleriyle bire bir örtüşebilir de, örtüşmeyebilir de. Bilimin ortaya koyduğu değer hükümleri hakkında bilgi sahibi oluruz. Yani, onlardan, kendi imkân ve kapasitemize göre, bizi ilgilendirenleri bir dereceye kadar biliriz. Fakat Allah’ın bildirdiklerine inanırız.

Yaratılış konusunda bir meseleyi, teorilerin veya bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu şekilde bilmek, insanı sadece malûmattar, yani bilgi sahibi yapar. İnanmak ise, tamamen ayrı konudur.

Siz Hıristiyan dinini bilmekle Hıristiyan olmadığınız gibi, evrim hakkında bir takım felsefî düşünce ve görüşleri bilmeniz, sizi dinden çıkarmaz. Ancak, o bilgilerin doğru olduğuna inanırsanız, o zaman o bilgilerin Kur’an’ın bildirdikleriyle çatışmaması gerekir.

T

Allah razı olsun kardeşim müstefid olduk

Orhan Çatar 2 yıl

Cenabı_Allah ol dedi ve oldu..

O

Arkadaşlar islam inancına göre kainat ve hayat yoktan var edilmiştir. Ama çeşitli safhalarda (6 gün)... Tevfik Temizel kardeşimizin belirttiği aşamalarla..

O

ilk insan hz adem değildir. Çünkü allah, kuranı kerimde (çoğulcu) yani birçok kişiye hitap ediyorm gibi konuşuyor. Hz adem ilk insan olsaydı, kardeşler evlenirdi, ve allah (HAŞA) adaletsiz olurdu. Kardeş evliliği ne olursa olsun. Geçmişte ve günümüzde de herzaman yasaklanmıştır. Peki allah bir insana bile bile günah işletirmi? Adem ilk peygamberdir ve ademden önce 8 çift yaratıldı. Ama onların çocukları büyüdü yetişti ve hz adem hem onlara hem havvaya hemde çocuklarına peygamberlik yaptı. Hz adem 900 yıldan fazla yaşamıştır. Ayrıca kardeş evliliği günahtır ve o kardeşler evlendiğinde bizlerde günahkar doğmuş sayılırız. Peki allah böyle birşeyin olmasını mı istedi? Hayır. Hz adem ilk insandır diye bi ayet yok. O zaman allah ayetlerde şöyle konuşmalıydı: (SENİ İLK YARATTIK) deseydi, hz adem ilk insandır diyebilirdik. Ama kardeşler evlendiğinden allah o kardeşlere bile bile mi günah işletiyor? O yüzden hz adem ilk insan değildir.

E

Ben de şunu anlamam Allahc. C. Ana karnında başka bir hucreleme ve dna ile kardeşlik baginin ayrımında kalamazmi bu kistlandirilmis bir düşünce bana göre .

Ayseğül Sokur 2 yıl

kardeşlerin çocukları sakat doğar bunu biliyormuydun peki

Eveline Şahinbaş 2 yıl

Bunu hak görmeyen yaratıcı sakat doğmasına sebeb te olabilir elbetki ben Günümüzden değil islamiyet öncesi ile konuya bakıyorum bizler islam dan önce ve sonra olarak bir hal uzerineyiz ..

Ayseğül Sokur 2 yıl

Bilmek (kuran ) bilmemek (kuran yokken ) ikisi arasında fark hak din islamiyet emir hükmü gelmeden önce .

Ayseğül Sokur 2 yıl

Ayseğül Sokur hatirim icin Araf 11 i okur musun? Bak bakalim ne diyor?

Meral Buğa 2 yıl

Evrim i oku

S

Ilk canlı insan mı hayvanat mı insan ise Hz adem yer yüzüne indirildi hayvanat ise ilk canlı deil de canlılar demek daha doğuru çünkü besin zinciri var

D

İlk canlı oksijen üreten mercandır

E

Ilk ruh kimin ruhu bunu bilen varmı aramızda

A

Hic bir bir sey yokken Allahin ilk yarattigi peygamberimizin nurudur ve bu nurdan kainat yaratilmistir önce kalem ve levhimahvuz dedigimiz olan ve olacaklar yazilmistir. Allah; Sen olmasaydin kainati yaratmazdim dedigi habibullahin yüzu suyu hürmetine yaratildigimiza inaniyoruz

Deniz Oluçay 2 yıl

Delalül hayrati muhakkak okuyun tavsiye ederim

Deniz Oluçay 2 yıl

Tsk ederim kardeşim ama bunu anlamdiramayan var ışteh. Z. adem ilk insan değildi deniniyor ama bu efendimizmi idi diye hiç kimse dusunmuyor ayet te bu yazıyor deniliyor ama kimse bunun hikmetinde doğmadan önce geleceği musdelenen efendimize yer vermiyor

Ayseğül Sokur 2 yıl

Allah sadece insanlari yaratmadi 18 bin alemin rabbi diye dua ederiz Allah bizfen önce bi cok sey yaratti ve sirasi geldiginde adem ogullari yani insanlari yaratti mesala hayvanlar bizden önce dunyaya gelmis örnek olarak dinazorlar yeryuzunde Allah neslini tuketmis. 18 bin alem yaratilmis ama en ustununu insani yaratmis

Deniz Oluçay 2 yıl

1 ile 2 yi karistirmissiniz 2 muslumanlara gore dogru olandir ilk insan hz ademdir, delalül hayratta Yuce Allah adem as topraktan yaratmistir ve tekrar topraga döndurecektir bu yuzden topraga gömululur

D

500-600 milyon yıllık bir süreçteki deneme yanılmalar sonucu koaservat denilen yapılar, kendi varlıklarını koruyabilecek kadar evrimleştiler. Dış çevredeki kaotik ortamdan kendini koruyabilen bu ilk hücreler sınırlı bir ortam oluşturduğundan, kendi içlerindeki kimyasal tepkimelerin oluşma şansı çoktu. Bunlardan milyarlarca olduğu düşünülürse kimyasal tepkimelerin de çeşitliliği çok fazlaydı. Bu olanların hepsi fizik ve kimya yasaları çerçevesinde olan olaylar. Canlılığın bir çok kez, değişik dünyanın değişik yerlerinde oluştuğu da düşünülüyor.

K

Sudaki bir bakteriden... Bilim adamlarına göre bu bakterinin bir göktaşı ile dünyaya geldiği düşünülüyor... Ancak kesin değil.

N

Yaratildi

İ

Biz insanları ve cinleri Allaha kulluk etsin diye yarattık buyuruyor hz. Allah (c. C)

F

Fatma Cyln ; soruyla ne alakası var cevabınızın?

U