Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin

com-borsyxfgm2lqnzpq44t2.jpg
Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin
F
0 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
39
39 CEVAP

“Kapıdaki sese kulak “KESİLDİM”. “KESİK KESİK” öksürüyordu. Yanına gidip ellerini tuttum. Elleri buz “KESMİŞTİ”.Gece elektrikler “KESİLMİŞ” ısıtıcı çalışmamış. “Ben biraz “KESTİRECEĞİM” dedi. Akşam söz “KESMEYE” gideceğiz daha, fazla uyuma diyordum ki sözümü “KESTİ”. Tamam kısa “KES” , evdeki bu “KESKİN” koku da ne diye sordu. Dolaptaki süt “KESİLMİŞ” dedim. Bayramda kestiğimiz kurbandan kalanlar bozulmuş. Oğlan da okula geç kalacak “KESTİRME” den gitsin dedi. Giderken de komşuların kızlarını “KESMESİN” …

Şimdi yukarıdaki metinde “kesmek” fiili birçok farklı anlamda kullanılmış olduğu aşikar. Bu anlamları iki nedenle hatasız birbirinden ayırabiliyoruz. Birincisi, içine doğduğumuz bu dilde çoğumuz, bu anlamları ayırt edecek donanıma sahibizdir az çok. İkincisi ise bu dilin kullanıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz ve sözcükleri anlamlandırırken, toplumun bu metnin üretildiği zamanki ritüellerinden, alışkanlıklarından, genel kabullerinden, sözcüğe verilen anlamdan eksiksiz haberdarız.

Ama kabul edersiniz ki, Türkçe’yi sonradan yarım yamalak öğrenen biri için yukarıdaki metin aynı açıklıkta olmayacaktır. Bir de bu yabancının bugünden 1400 sene sonra yaşadığını düşünün. Aynı kökten türemiş hatta yazılışı ve okunuşu aynı olan iki sözcüğün konteks içinde farklı anlamlara gelişini nasıl yorumlardı acaba? Ve bir adım daha ileri gidelim ve diyelim ki 1400 yıl sonra dünya tümden vejetaryen oldu ve hayvanların öldürülüp yenmesi de tıpkı yamyamlık gibi büyük bir tabu halini aldı. Ve sözü yukarıdaki metindeki karakterlerden biri de 1400 yıl sonra son derece saygın bir kutsal tarihsel figür olarak kabul ediliyor. Ve yine diyelim ki günümüzden geriye son derece yetersiz birkaç kayıt dışında pek bir şey kalmamış. Gelecekteki insanlar o saygın ve kutsal tarihsel şahsiyetin et yediğine, hatta bir hayvanı yatırıp kestiğine inanmamayı tercih edebilirler. Bu durumda “geçen bayram kestiğimiz kurban” cümlesindeki “kesmek” hayvanın başını gövdesinden ayırmak” yerine “kesmek” fiilinin diğer olası anlamları ile ikame edebilirler.

Günümüzde ortaya çıkan yeni kuran çevirilerinin bir kısmı da aynen bu şekilde tefsir ediliyor. Örneğin bir suredeki “Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun” sözü “boyun” sözcüğün köküne dayandırılarak “Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda onların gözetleme / komuta merkezlerini vurun” haline dönüştürülüveriliyor. Bu konuda yazılmış onlarca tefsir günümüz etiğiyle çelişince sözcükler sabit kalacak biçimde anlamlar değiştiriliyor. Günümüzde yadırganmayan yeni bir anlam kalıbına taşınıyor.

Eğer bir kitabı kendi yorumunuzu katmadan okuyup anlamak isterseniz, dilin yanı sıra tarihsel konteksi ve diğer konu ve dönem kaynaklarını da yardımcı olarak kabul etmelisiniz. Kuran özelinde de “tek kaynak kurandır başka kaynak tanımam kuranda söylenene bakarım” demek “objektif olabilme” açısından aslında hiç de iddia edildiği üzere sağlıklı bir tavır değildir

K