Neden kuranı okuyanlar bir şey anlamıyor?

Günaydınlar....

com-7w7g4j2rjhot5uyg8o9z.jpg
Z
1 kişi takip ediyor.
Misafir olarak yayınla
21
21 CEVAP

Aslında kitabı bir kişi yazsaydı yine anlaşılırdı ama her önüne gelen bir parmak atmış. Kim bilir, belki de özellikle anlaşılamasın diye.

S

Bir de, yıllarca hafızların ezberinde dolaştıktan sonra Peygamberin ölümünden yaklaşık 25 yıl sonra yazılı hale getirilebilen Kuran' ın, tek bir noktasının ya da virgülünün bile değişmediğini iddia etmezler mi, işte buna bitiyorum.

M

Anlamada sıkıntı yokta nasıl eğip bükülür derdi müslümanları sıkıntıya sokuyor.

U

KUR AN iman edenlere müjde kafirleri korkutma içindir,, ve kafirlerin küfrünü artırmaktadır diye bir itirafta var, o bir hatırlatıcı, aklen ve kalben isteyenlere bir hidayet ve şifa kitabıdır. İstemeynlerin azgınlıgını arttırır..

F

Zehra Kustuk, Agatha Cristie ; roman yazdı, Hüküm içeren metinler değil.
Sana önerim Hukuk ve hukuki metinleri içeren eserleri,
Bu hukuki metinlerden seçmeler yaparak
bir kısa cümlede 10 hukukçunun ne anladığını bir araştır derim.
Ne demek istediğimi daha rahat anlarsın

A

pamuk prensesin kitabını bir kere okuyan anlıyor bu onu çok degerlimi yapıyor, yadabir fizk formulleri kitabı herkes anlamıyor diye degersizmidir ?

M

Ahmet Süneçli dost... Eşim hukukçu. 32 yılım hukukçuların içinde geçti. Hukuk dili de nerdeyse kuran kadar ağırdır. Uzman gerektirir. İçeriğine gelirsek.... Hukukçuların farklı düşünüp, farklı yargıya varmaları olağandır. Ancak sonuç *istisnalar dışında*değişmez. Son bir cümle.... Yasalar insan yapımıdır. Anlamak için eğitim almış rehberlere ihtiyaç vardır. Eğitim almış yetkin kişiler. Yani hukuğun, iddia edilen evrensel kitap, kuran kadar anlaşılır olması gerekmiyor. Ancak *kuran da o zamanın yasa kitabıdır*derseniz ortak payda bulabiliriz belki.

Z

Murat Tfn... Anlaşamadığımız nokta şu. Romanlar, şiirler, makaleler anlaşılmasa da olur. Ama evrensel ve apaçık olduğunu iddia ettiğiniz kitap anlaşılmak zorundadır. Hatta okuma yazması olmayanlar tarafından bile....

Z

Harika paylaşım,.. Bir de gerek jkendi içinde gerek de AKIL-VİCDAN-AHLAK ile çeişen çelişkileri görünce söz konusu kelimeyi ARAPÇANIN ZENGİNLİĞİNE bağlayarak bir sürü anlamlar veriyorlar.... Böyle keyfi davrandıkları sürece Tutarsız Anlayışlarında kalmaya devam edecekler.

B

Değerl olup olmaması da ayrı bir konu. Göreceli....

Z

Çelişkileri yok saymak ya da yamukları düzeltmeye çalışmak da, kuranın anlaşılmazlığını göstermiyor mu?

Z

Bir iki tane olsa neyse de çok konu olunca evet gösteriyor..

B

12 yaşında bir çocuk madem ki dinden sorumlu tutuluyor, kuranı da en az pamuk prenses kadar anlayabilmeli.

Z

Hep derim... Bu kitaba kılavuz lazım. Ama karga olmayanlardan.....

Z

Sevgili Zehra Kustuk, zaten 18,674 tane kılavuzumuz var. Başka kılavuz arama, gözünü seveyim.

S

Hepsi karga sevgili arkadaşım...

Z

Zehra Kustuk hnm, hüküm, iddia ve varsayımlar içeren her cümle
aynı zaman da "yargı " da içerdiğinden dolayı
hukuki yargı olmasa da ;
anlama,
kavrama,
kabul veya reddetme ,
denenme -uygulanma vs noktalarda hep
YARGI DİLİ içerir.
Örneğin: Dünya dönüyor sözü
bir zamanlar hen Hristiyan teolojiye bayrak açma
hemde ilmi bir ispatı gerektirmekteydi;
Benzer içerikleri siz değerlendirin.
Yaklaşımını anlamaya yönelik buluyorum, tşk

A

Ortadoğunun burnu neden temizlenmiyor?

Z

demiş Zehra Kustuk hnm,
bir-kaç sebepten dolayı:
1) Tarihin beşiği ve coğrafi yapısı,
2) Yeraltı zenginlikleri,
3) Yahudi-Hristiyan ve Müslümanların "menşeii" ve Mukaddes saydıkları mekanların burada olması, buraların da Eğemenliğinin, yani "arz-ı Mevud" ile "arz el mevud" çekişmesi.
Yoksa Siyonist Yahudiler ve İsrail'in bu kavganın içinde ne işi var?
Ortadoğuyu anlamak için
YAHUDİ/Siyonizmini anlamak gerek.

A

Yahudiler o coğrafyada, kum tanesi kadarlar Erdem bey. Müslüman nüfusunu takdir edersiniz. Ellerinde kuranları var. Ancak ne gariptir ki kendi aralarında bile ortak bir görüşte birleşemezler. Siyonizmi anlayana kadar önce kitaplarını ve birbirlerini anlayabilselermiş keşke. Anlayamadıkları için değil midir ki. Bin parçaya bölünmüşler.

Z

Milletleşme bin yıllık bir kavram değildir. Son 200 yıllık medeni dünyanın dinidir... Yani toplum arasında yeni bir birlik iddiasıdır. Tek başına eğer ticaret olgusu bir birlik yaratabilseydi. Çoktan din toplumları millet olarak adlandırabilirdi. (Ticaret olgusu bir kapitalist atelye tipi üretimden toplumsal boyutlarda emek sömürüsüne dayanan bir üretim biçimini yani kapitalizmi yaratmalıydı. Bu dönüşümde geri kalan ülkeler milletleşme sürecinin geri kalan örnekleri oldular. Ama aslında en çok olan bu geride kalanlardı...) Ama bunu yapamıyoruz. Çünkü din toplumlarında özellikle tek tanrılı birlik iddiası güçlü toplumlar ve devletleşmeler esasında kabile ve kavim toplumları ve bunlar arasındaki güç savaşlarını imler. Avrupa kapitalist millet ve devletleşirken diğer toplumlar ticareti kapitalist üretim ve bunun koşulladığı modernite ve sivil haklar mevzusunun birliğin temeli yapacak güç ve sınıf savaşlarından yoksundular. Dolayısıyla birliği güçlü ve nesnel temellere oturtan Avrupa merkezli toplumlar toplumsal birilğini diğer kapitalist modern milletleşmelerde geride kalmış halklar üzerinde hegemonya oluşturarak onların geri yapılarının sürmesi ve kapitalist emperyalizmin hegemonya ve pazarları olmasına siyasal müdahaleler ve güç ilişkilerinin ekonomi politik bağımlılık sömürgeleştirme süreçleri ile kalıcılaştırdılar. Bugün Arap ve İslam toplumlarının buna Türkiye ve bir çok Asya ülkesi toplumları da şu veya bu oranda dahil edilebilir. Hatta latin ülkelerinin bir bölümü de dahil edilebilir ama Afrikanın tamamı buna dahildir. Kapitalist milletleşmenin ekonomi politiğinin sivil haklar ve hukuksal normlarını tam olarak gerçekleştirmede sürekli geri kaldılar. Bunun bir nedeni toplumsal gelişmenin kendi iç sınıfsal çatışma ve gelişmesinin her ülkede işbirlikçi bujuva feodal sınıflar aracılığıyla baskının çeşitli biçimleri yoluyla kapitalist burjuva modernitesinin sivil haklar ve hukuksal normlarının sömürü ve bağımlılık siyasetleri sonucu gerçekleştirilememesidir.

M